Word of Mouth Marketing

Tuesday, July 24, 2007

Siz Ürününüzü Kendiniz Pazarlayamazsınız ! Müşterileriniz Yapabilir Ancak bunu



Ogivly de kitlesel reklam etkinliklerine destek olmak üzere müşteri gruplarını da devreye alması gerektiğini gördü .Yıllarca iyi paralar kazanılan bir iş alanı olan reklamlar , bundan sonra tek başına yeterli olmayacak , wommla da desteklenmesi gerekecek .

Ogivly'nin mesajı net :Tüketicilerin bütün pazarlama konuşmalarını yaptığı bir çağda size düşen görev ne olmalı ? Cevap : Tabii ki müşterileri dinlemek . Ayrıca müşterilerinize daha yakın olursanız , mesajınızı onlara daha kolay iletebilirsiniz , bağırmak zorunda da kalmazsınız ( Banner , mail , kitlesel sms , tv , radyo gazete , outdoor ,indirim ,kampanya,taksit gibi .. )

Nedenwom: ''Pazarlamanın geleceği pr'da , etkinliklerde , etkileşimli projelerde, 1 to 1 marketingte ''

Harikasın Ogivly . Bende zaten Womm'un bir numaralı kullanıcılarının reklamcı arkadaşlar olmasını istiyorum . Çünkü zaten bu işi onlar çok iyi biliyorlar. Yapmaları gereken tek şey , müşterileri de bu sürecin içine daha fazla dahil etmek. Firma olarak işimiz , pazarlama etkinliklerini tasarlamak , düzenlemek ve insanlar için mesajların yayılımını kolaylaştırmak olmalı. Artık müşterileri dinlemeye başlamalıyız , lütfen susalım arkadaşlar , susalım...

Labels: ,

Monday, June 11, 2007

Sizce Reklamlar Eskisi Kadar İşe Yarıyor mu ?

Televizyon endüstrisinin çöküşü ve diğer bütün kitle iletişim araçlarının tahtını kaybedeceği tahmini üzerine yaptığım onca kalem oynatmalardan sonra; direkt olarak reklamların artık bir işe yaramadığı, çünkü bütün tüketicilerin bunlardan uzak durduğu ve reklamları umursamadığı sonucu ortaya çıkıyor.

Tabii ki bu doğru değil. Reklamlar işe yarıyor, ama eskisi kadar değil, belki etkileriyle karşılaştırıldıklarında harcanan paraya değmiyor ama dikkat çekebiliyorlar ve satışların ayakta kalmasını sağlayabiliyorlar. Bir çok pazarlama ve reklam faaliyeti tamamen rast gele hedef alırken, belli bir noktaya hedeflenen reklamlar daha verimli oluyorlar.

Rastgele olanlar kasırga gibidirler, bir pazar alanına büyük bir hızla dalarlar, kim olduğuna ya da ne istediğine bakmadan herkese aynı şekilde yaklaşırlar. Burada o kadar çok israf vardır ki; dolayısıyla reklamın hiçbir işe yaramadığını söylemek çok kolaylaşır.

Evet, bazen bu kasırga, eğrinin solundan sağa doğru hareket etmeye çalışmak gibi sancılı bir işten kurtulmanızı sağlar. Bazen bütün Pazar bir şeye ihtiyaç duyar, ona ihtiyacı olduğunun bilincindedir ve dinlemeye hazırdır. Ama buradaki anahtar kelime, bazen sözcüğüdür.

Bazen, çok nadir demektir. Öyle nadir ki; boşa vakit harcamaktan başka bir şey değildir. Boşadır çünkü, reklamların büyük çoğunluğu ürünün satıldığı pazara girmeyen ve reklamdan öğrendikleri şeyi arkadaşlarına anlatmayacak olan insanlara ulaşır.

Ama çok farklı bir reklam gerçekten işe yarar. Neden? Bir çoğu başarısız olurken, bir kısım reklamların ve ürünlerin başarılı olmasını sağlayan nedir? Neden, örneğin Google'daki küçük ve sadece metinden ibaret reklamlar çok iyi bir performans sergilerken, Yahoo'nun tam sayfa, göz alıcı ve şaşırtıcı reklamları zayıf kalıyor?

Pazarlama doğasındaki güce başka bir açıdan bakmaya başlamalıyız. Eski günlerde, pazarlamacılar tüketicileri hedef alıyordu. Akıllı reklamcılar, yaptıkları reklamın hedef kitleye uygunluğundan ve reklamın yürütüldüğü medya araçlarının pazara ulaştığından emin olabilmek için canla başla çalışıyorlardı. Ama hedefleme düşüncesinin gerçeği aslında şuydu ki; kimin dikkatini çekeceklerine ve bunun ne zaman olacağına karar verenler kibirli pazarlamacılardı.

Bugün, tabii ki bunun tam tersi geçerli. Seçim işini yapan artık tüketiciler. Umursanıp umursanmayacağınıza onlar karar veriyorlar. Peki nasıl karar veriyorlar? Umursama ve dinleme konusunda bazı tüketiciler diğerlerine göre daha mı iyiler? Umursayanları diğerlerinden ayıran nedir?

Google reklamlarının büyük sırrı, bu reklamların içerik olarak sizinle ilgili oluşu
ve sadece o reklama dikkat edecek kişilere sunulmasıdır. Google'da arama yapacağınız sözcüğü girer girmez, birkaç saniye içinde tam olarak o terimle ilgilireklamlar görürsünüz! Bunu, reklama hiç dikkat etmeyecek bir müşterinin önünü istenmeyen ve şaşaalı bir biçimde kesmeyle karşılaştırın, fark ortada.

Herhangi bir zamanda ve herhangi bir pazarda bir kısım insanlar kulaklarını dört açmıştır. Sizi dinlemek isterler. Sarı Sayfalar'a bakarlar, ticari dergilere abone olurlar ve daha fazla bilgi için Web sayfalarına girerler. Bu insanların bir kısmı sonunda ürünü alırken, kalan kısmı ise sadece bakmakla yetinecektir.

İşte büyük fikir geliyor :HERHANGİ BİR KİŞİYE REKLAM HİÇBİR İŞE YARAMAZ (İLGİLİ VE
ÇEVRESİ GENİŞ OLAN UKALALAR HARİÇ)

İnsanların gerçekten yardıma ihtiyaç duyduğu zaman ve size ulaşabildikleri bir yerde reklam yapmalısınız. Elbette ilgili bir kişiye reklam yapmak iyi bir fikirdir ama ancak sizi dinleyen bir ukalaysa ve muhtemelen arkadaşlarınıza sizden bahsedecekse gerçekten kazanmış olursunuz.


Kaynak :Seth Godin / Morinek

Labels: ,

Fikir Virüsleri Ürününüzü Tanıtır

''Daha önceden bahsettiğim kitaplarla (Crossing the Chasm, The Tipping Point ve
Unleashing the Ideavirus) ilgili tek sorun çoğu pazarlamacının bu kitapların anlattığı şeyi tamamen yanlış anlamasıdır.

Bu kitapları okuyan pazarlamacılar sıklıkla, bu düşüncelerin her zaman işe yarayacak sihirli birer değnek oldukları ve fikirlerin organik, otomatik ve doğal olduğu sonucuna varır. Bir fikir önce fikir virüsü olur. Sonra kanyonu aşar. Sivrilir. Bütün tüketiciler sanki işinize koşturuyor gibidirler, fikrinizi birinden öbürüne yaymaya çalışmaktadırlar, şimdi arkanıza yaslanıp başarının gelmesini bekleyebilirsiniz.

Bunlar olurken, Procter&Gamble'daki, Nike'daki ve Colgate-Palmolive'deki zavallılar reklama yılda 4 milyar dolar harcamaya devam ederler.

Tahmin edin? Her iki grup da yanılıyor. Fikir virüsleri genellikle şansın bir sonucu olsa da, ürün başarı hikayelerinin büyük çoğunluğu daha ilk günden başarılı olacak şekilde geliştirilmiş ürünlerle doludur.

Artık TV sonrası dünyada pazarlama, ürününüzü tasarladıktan ve ürettikten sonra, onu çarpıcı, ilginç, eğlenceli veya özel hale getirmeye çalışmak değil, en baştan virüs değeri taşıyacak şekilde tasarlamaktır. Ürünleri; kanyonu aşmayı, uyanık tüketicileri güvenle sarabilmeyi hedefleyerek geliştirmek, bu yolu kullanmamaya nazaran, başarılı olmaya daha yakın bir yoldur. Konuşulmaya değer ürünler, konuşulacak ürünlerdir.

Görsel ve yazılı reklamlara devamlı olarak, harcanan onca para ve onca çalışmanın sonucu artık sürekli artan ürün revizyonu masrafları ve ürün başarısızlıklarına yol açıyor. Pazarlama artık, eskiden olduğundan daha çok parave zaman tüketmektir. Burada artık, parayı hemen geliştirme sırasında harcıyorsunuz''

Kaynak :Seth Godin / Morinek

Labels: ,

Womm Yenilikçiler ve Hemen Benimseyenlere Odaklanır

Fikir yayılma eğrisine bakarsak, ürün satışlarının çoğunun, yeni bir şeye şans
tanımaya istekli tüketiciler tarafından kabul edildikten sonra geldiğini görürüz. Bu erken uyum sağlayanlar grubu, erken ve geç çoğunluğun yeni ürünü almak için kendilerini güvende hissettikleri bir ortam yaratır. Eğrinin sol tarafına tamamıyla satış yapılana kadar, ciddi satışlar gelmez.

Buradaki ince noktaysa, eğridekilerin büyük çoğunluğunun sizi umursamasıdır. Hem de her zaman. Erken ve geç çoğunluktaki insanlar ilk başta, ürünü önceden tecrübe etmiş emsallerini dinlemekle yetinirler ama en sonunda sizi umursayacaklardır. Sol tarafı atlayıp, asıl yağlı bölge olan merkeze geçmek her zaman tahrik edicidir. Ama artık bu işe yaramıyor.

Sektörü ne olursa olsun, bütün başarılı yeni ürünler ve hizmetler, müşteriye sunulduktan sonra bu sırayı takip ederler. İlk olarak yenilikçiler tarafından satın alınırlar. Hazır pazardaki bu insanlar, bir şeyin ilk sahibi olmayı seven insanlardır. Belki bu ürüne ihtiyaçları bile yoktur; sadece sahip olmak isterler. Paris'teki moda gösterilerinde en önde oturanlar, İnternet Dünyası'nın müdavimi olanlar ve sıkıcı ticaret dergilerini didik didik edenler... İşte biz onlara yenilikçiler diyoruz.

Moore'un eğrisinde, yenilikçilerin bir adım sağındakiler hemen benimseyenlerdir. (Hayır, hemen benimseyenler değildirler, aslında tam tersi olmalı, öyle değil mi?) Hemen benimseyenler yeni bir üründen gerçekten fayda sağlamayı ve yeni ürün ve hizmetleri araştırıp bularak her zaman diğer insanlardan ayrıcalıklı olmayı isterler. Bu, yeni bir yatırım aracı veya yeni bir televizyon şovu bile olabilir. Ama her tür önemli pazarda, bu kitle hem cebi dolu hem de para harcamaya istekli bir nitelik taşır.

Hemen benimseyenlerin ardından erken ve geç çoğunluk gelir. Bu tip tüketiciler, kendilerine fayda sağlayacak yeni bir ürün ya da hizmete ilk etapta sempati duymazlar ama ürünü deneyip, kendilerine üründen bahseden insanları gördüklerinde, onlar da ürünün alıcıları arasına girerler.

Bu büyük ve karlı grup hakkında farkında olmamız gereken iki şey vardır. İlk
olarak, bu insanlar sizi umursamamakta gerçekten iyidirler. Ürününüzün sunduğu çözümlerden çok daha fazla problem bulabilirler ve zamanlarını sizi dinleyerek harcamaya niyetli değildirler.

İkincisi, eğrinin en solunda yer alan yenilikçiler grubunu çoğunlukla dinlemezler bile. Erken ve geç çoğunluk, yeni ürünlerin nadiren sunabildiği protokolleri, yerleşmişliği ve güvenirliliği isterler. Bir çok ürün bu kitleye ulaşabilmek için eğrinin sağ tarafına ilerlemeyi hiçbir zaman başaramaz. Düşünsenize, arkadaşlarım bile dinlemeyeceklerse, sizi neden dinlesinler ki, öyle değil mi?

Son olarak, hepimizin çoktan CD'ye geçiş yapmış olduğu zamanda hala bir kaset çalar bulmak için etrafta dolaşan, geç kalanlar dediğimiz grupla çan eğrimiz tamamlanır. Ellerinden hiçbir şey gelmese, bu insanlar her şeyi kendilerine uydurmaya çalışırlar. Kullandıkları şey, demode ve kullanışsız olana ve hatta artık hiçbir yerde bulunamayacak kadar eskiyene değin yeni bir şey almazlar.

Hiç kimse ürününüze uyum sağlamak için çok hevesli olmayacaktır. Tüketicilerin büyük çoğunluğu halinden memnundur. Saplanıp kalmışlardır. Satın aldıkları şeyleri almaya devam ederler. Bir değiştirme ya da herhangi yeni bir şeye uyum sağlamak için aranmamaktadırlar.

Onları zorlamaya gücünüz yetmez. Sahip olduğunuz tek şans, değişiklikleri seven, yeni şeylerden hoşlanan ve gerçekten sizin sattığınız ürünü arayan insanlara satış yapmaktır. Ve bundan sonra da fikrinizin hemen uyum sağlayanlardan eğrinin kalan kısmına doğru yayılmasını ummaksınız. Hemen uyum sağlayanlar sattığınız şeyi benimsedikten sonra, artık erken çoğunluğa ürününüzü satacak olanlar siz değil onlardır.

Ve yaptıkları satış sizin umduğunuzdan daha kötü ve yavaş gidecektir. (Moore kitabında, eğrinin kalan kısmına doğru olan hareketin ne kadar uzun sürdüğünden bahseder. Bu kitabı şiddetle tavsiye ederim.)

Tasarladığınız ürün, hemen uyum sağlayanları etkileyebilecek kadar sıra dışı; ama aynı zamanda onların, fikri çan eğrisinin kalan kısmına yaymak için zaman ayırmalarını kolaylaştıracak kadar da esnek ve çarpıcı olmalıdır.

Kaynak:Seth Godin - Morinek

Labels: ,

Neden Ürününüzü HerkeseTanıtmaya Uğraşıyorsunuz ?


''Eski kural şöyleydi:
GÜVENİLİR, TANIDIK BİR ÜRÜN YARATIN VE BUNA GENİŞ ÇAPLI BİR
PAZARLAMA KAMPANYASI İLAVE EDİN

Yeni kural ise şöyle :
DOĞRU İNSANLARIN ARAYIP BULABİLECEĞİ FARKLI VE ÇARPICI
ÜRÜNLER YARATIN

Dünün pazarlamacısı ulaşabildiği insan sayısını değer kabul ederdi. Hedefi, çan eğrisinin orta bölümünün en üstüydü. Kitle pazarlamacılığı geleneksel olarak erken ve geç çoğunluğu hedef olarak alır, çünkü bu grup en kalabalık olandır. Ama artık çoğu piyasada bir grubun değeri hacmiyle değil, etkisiyle ilgilidir. Bu tip bir pazarda, örneğin, hemen benimseyenler çan eğrisinin kalan kısmını yüksek derecede etkilemektedir. Dolayısıyla paranızı başkalarını ikna etmek için boş yere reklama harcamak yerine, bu grubu inandırmak, sizin için çok daha değerlidir.''
Nedenwom :Womm yöntemlerinde mesajınız herkese anlatılmaya uğraşılmaz. Womm kendinizi yormanızı , zaman kaybetmenizi , paranızı israf etmenizi önler. Womm akıllıcadır . Hedef kitlenizin örnek aldığı kişilere ulaşmaya ve mesajınızı anlatmaya çalışır . Womm yöntemleri erken çoğunluk , geç çoğunluk ve geç kalanlar gruplarındaki insanlarla değil , yenilikçiler ve hemen benimsiyenler gruplarındaki insanlarla ilgilenir, kaynakları israf etmez .
Kaynak : Seth Godin Morinek

Labels: ,

Kulaktan Kulağa Pazarlama Yeni Bir Yöntem Değildir Ki

"Sıkıştırma oyunu. Pazarlamacılar düşüncelerini bu sıkışıklıktan kurtarıp yayamazlar çünkü müşteriler onlarla aynı ilgiyi paylaşmakta isteksizdir.
Müşteriler, televizyon reklamlarını incelemekten çok, önceden denemiş oldukları ürünlere ya da akıllı arkadaşlarının seçimlerine güvenirler."

Tüketim ötesi müşteri, bir şeyleri satın alma eyleminden uzaklaşmış kişidir. İhtiyacımız olan her şeye sahibiz. İstediğimiz çok az şey var ve sizin uzun çalışmalar sonucu bizim için yarattığınız ürünleri incelemeye zaman ayıramayacak kadar meşgulüz.

Pazarlama departmanı, yeni tamamlanmış bir ürün ya da hizmeti alır ve kendi çıkarlarını hedef kitle ile uyuşturmak için para harcar. Bu yaklaşım artık işe yaramıyor.

Günümüzde artık, kitlelere doğrudan pazarlama yapmakla bir yere varamayacağımız noktasına geldiğimize inanıyorum.

Bir çok ürünün fark edilemediği bir dünya yarattık. Geçtiğimiz 20 yıl boyunca, akıllı iş dünyası yazarları bize sürekli, pazarlama dinamiklerinin değişiyor olduğuna işaret ettiler. Pazarlamacılar, bu fikirleri okudular ve aralarında tartıştılar ve hatta bazılarını kullandılar bile. Ama, geleneksel pazarlama yaklaşımlarının modası geçmiş olsa da, eski pazarlama stratejilerini uygulamaya devam ettiler. Yüz yıllık pazarlama teorisi artık son buldu. Getirilen alternatif yaklaşımlar ise bir yenilik değildir, aksine daha önceleri kullanmayı bıraktığımız düşüncelerdir.

Reklamdan önce, kulaktan kulağa diye bir kavram vardı. Herhangi bir problemi
çözebilen ürün ya da hizmetten insanlar birbirlerini haberdar ederdi ve böylece o ürün ya da hizmet satılırdı.

Pazardaki en iyi sebze satıcısı herkes tarafından bilinirdi ve bunun için tezgahı
her zaman dolu olurdu.

Reklam devrinde, artan gelirler, bununla bağlantılı olarak doymak bilmeyen müşteri talepleri ve televizyon ve kitle iletişim araçlarının gücünün kombinasyonu sihirli bir formül yarattı : Eğer müşteriye (ama her tür müşteriye) doğrudan reklam yaparsanız, satışlar artar.

Doğru reklam ajansı ve doğru sermayedar arasıdaki işbirliği, bir şirketi hayal edebileceğiniz kadar büyütebileceğiniz anlamına geliyordu.

Reklam devrinden sonra ise, neredeyse başladığımız noktaya geri döndük. Ama ürünlerimizin tanınması için yavaş ve zor olan kulaktan kulağa metodu yerine, yeni kanallarımızın gücü orijinal bir fikrin, toplumun segmentleri arasında bir roket hızıyla yayılmasına olanak sağlıyor.

Pazarlamacılar olarak, artık eski şeylerin işe yaramadığını gördük. Ve bunun sebebini de biliyoruz : Çünkü bir müşteri olarak, reklamlara dikkat edemeyecek kadar meşgulüz, ama herhangi bir ihtiyacımızı karşılayacak iyi bir şey bulabilmek konusunda da çaresiziz
.
Kaynak : Seth Godin Morinek

Labels: ,

Hem Seçenekler Artıryor Hemde Müşterinin Zamanı Azalıyor

Dünya değişti. Önümüzde çok fazla seçenek var, ama
bunları değerlendirebilmek için çok az ama çok az zaman var.
,
Bu, 20 yıl kadar önce geçerli değildi. Geçmişe dönüp bakalım; tüketicilerin çok
fazla zamanları ve daha az seçenekleri vardı. Elimizdeki geliri israf etmek için daha az yola sahiptik, bu yüzden eğer bir şirket gerçekten önemli bir yenilikle
ortaya çıkmışsa(örneğin cep telefonu), paramızı harcamak için nihayet bir yol
bulmuş olurduk.

Yıllar önce, yüksek derecede üretken ekonomimiz, hemen herkesin ihtiyaçlarına cevap vermenin yolunu buldu. Bundan sonra oyunun şekli değişti, artık her şey
arzularımızı tatmin etmek içindi. Pazarlama camiası bize, (yoğun TV
reklamlarıyla) fazlasını ve daha fazlasını istemeyi öğretti ve tüketiciler buna layık olmak için ellerinden geleni yaptılar.

Ürününüzü alması muhtemel olan insanlardan çoğu hiçbir zaman ürününüzü duyamayacaklar. Öyle çok alternatif var ki; insanlara artık kitle iletişim araçları aracılığıyla ulaşmak o kadar kolay değil. Siz, pazar payınızı korumak için daha fazla harcama yaparken, meşgul tüketiciler istemedikleri mesajları görmezden geliyorlar.

Daha da kötüsü, insanlara izinli medya organları aracılığıyla ulaşmak da zorlaşıyor. Çünkü birinin e-posta adresini ya da telefon numarasını biliyor olmanız, onun sizden bir şey duymak istediği anlamına gelmiyor! Bunu bir kenara bırakırsak, insanlar sizden telefon, posta ya da e-posta aracılığıyla bir şey duymak isteler bile çok az bir ihtimalle dikkatlerini çekebiliyorsunuz.

Sadık müşterileriniz bu mesajları eskisinden daha az dikkatle dinliyorlar ya da okuyorlar, çünkü bu mesajlar artık onların yeni sorunlarını çözemiyor. Şirketler tüketicilerini neyin memnun ettiğini anlamakta daha iyi durumdalar (ve doğal olarak bunu onlara iletmekte de daha iyiler), dolayısıyla bu memnuniyet meselesine hangi ürün haberini ona yollayacağınız sorunu da eklenince çıta daha
da yükseliyor


Son engel de şudur ki; yeni bir fikri daha önceden memnun edilmiş bir pazara sokmaya çalışmak çok zor. Çünkü pazarlamacılar hemen her şeyin çok fazlasını onlara vererek, tüketicileri boğdular. İnsanlar artık arkadaşının duymaktan memnun olacağını düşündüğü bir ürün bile olsa, bunu gidip ona anlatmıyorlar. En son ne zaman birisi size yeni bir ağrı kesiciden bahsetti? Sıkıcı bir konu ve arkadaşınız bunu size anlatarak zamanınızı boşa harcamanıza tabii ki sebep olmayacaktır. Her yerde çok gürültü var ve tüketiciler artık buna bir katkıda bulunmak istemiyorlar.

Bu sadece tüketim ürünleri için değil, iş ve endüstriyel satışlar için de bir gerçektir. İş satın alan insanlar (ki bu bir reklam, bir parça, hizmet veya sigorta olabilir), artık eskisi kadar muhtaç değiller. Çünkü sizden çok önce bu yerler kapıldı. Eğer Pazar payınızı büyütmek ya da yeni bir şeyi kabul ettirmek istiyorsanız, önünüzde gerçekten ciddi bir engel var.

Sonuç olarak?

Bütün açık hedefler yok oldu, bu yüzden insanların bir ihtiyaçlarını
kolayca giderme şansı azaldı. Tüketicilere ulaşmak zor, çünkü sizi umursamıyorlar.
Memnun müşteriler, bundan arkadaşlarına eskisinden daha az bahsediyorlar.Eski kurallar artık çok işe yaramıyor. Pazarlama öldü. Çok yaşa pazarlama!


Kaynak : Seth Godin / Morinek

Labels: ,

Wednesday, May 30, 2007

Lovemarks Kevin Roberts

Kevin Roberts Ropörtajı çok güzel , yorumlarımla birlikte paylaşmak istedim :
“Tanrıya şükür kitlesel pazarlama da bitti, klasik reklamcılık da bitti” diyen Kevin Roberts’a göre en büyük güç, müşterinin kafasında şimdi ve gelecekte ne olduğunu bilmekten geçiyor. Eskiden marka sahibinde olan güç, 1990’larda perakendeciye, 2000’lerde ise tamamen tüketiciye geçmiş durumda. Ölçülmesi ve araştırma en zor şey olan “düşünce”nin kral olduğu bu devirde klasik reklamcılıkla birlikte post-test’lerin, pre-testlerin, fokus grupların devri de çoktan kapandı. Yeni bir tüketici kuşağı var ve bu tüketici kendi medyalarına sahip. Bu nedenle kazanmak için bizim de yeni araçlara ihtiyacımız var. Roberts tüketiciyi veya müşteriyi harekete geçirecek temel motivasyonun “duygu” olduğunu söylüyor(ben mass medyanın etkinliği azaldı , medya artık dönüşüm geçirmek interaktif olmak zorunda , klasik pazarlama araçları etkinliğini yitiriyor diyorum sürekli sizlere ..)

Duyguyu vermek: Bir işi başarmak için önce duyguyu vermek zorundasınız. Biz pazarlamacılar tüketicinin bir şeyi satın almasına yardımcı oluyoruz. Bunun için de duygu gerekir. İnsanları gerekçeler değil duygular harekete geçirir. Aldığınız kararların yüzde 80'i duygularla alınır. Buna karşılık tüm iletişim araçlarının yüzde 80'i mantık üzerine kurulmuştur. Bu çok derin bir çelişkidir. Mantık insanları sonuca götürür. Duygu ise eyleme geçirir. Eylem için burada olduğumuzu asla unutmayalım. Bizim amacımız sattırmaktır. Bizim amacımız tüketiciyi harekete geçirmektir. Harekete geçirmek için en önemli değişimlerse şunlar;(Nedenwom: reklamlar ürünün yaşatacağı mutluluğu ve olumlu duyguyu bize anlatamazlar ,ama tanıdıklarımız bunu bize anlatabilir . )
Cazibe ekonomisi: Tüketici moron değildir. Tüketici karınızdır. Karınızı nasıl kandıramazsanız tüketiciyi de kandıramazsınız. Öyle düşünmek zorundasınız. Artık insanların bilgiye ihtiyaçları yok. Bilgi çok. Artık daha az bilgiye ama daha hızlı bir şekilde ihtiyaç var. Ürün ve hizmet hakkında bilgi vermek yerine cazibe yaratmanız gerekir. Bilgi verme dönemi bitti, cazibe dönemindeyiz şu anda. Bütün reklam araştırmalarını çöpe atın. Hiç biri işe yaramıyor artık. Fokus gruplar filan Hiçbir işe yaramaz durumda. Tüketiciye bir tek soru sorun; “Bir film seyrettin bunu bir kez daha seyretmek ister misin?”(Nedenwom: tüketiciye daha fazla mesaj vermeyin artık diye diye dilimiz kurudu, umarım nedenini şimdi daha iyi kavradınız )

Bağlantı kurmak: Web sitelerine bir bakın hepsi saçmalıklarla dolu. Web sitelerinin tüketiciye akıl verme veya kendini anlatma dönemi artık geçti. Siteniz tüketicinin ihtiyaçlarına cevap vermeli. Steve Jobs’un bir sözü var; “Yaratıcılık bağlantı kurmaktır” diyor. (Nedenwom: Satış yoktur ilişki vardır diye daha 3 gün önce konuştum . Kendinizi ifade etmeyi bırakın dedim , ürününüzün özelliklerden bahsetmeyin artık faydalarını da anlatmayın dedim , beceremezsiniz çünkü dedim . Ürün her bir müşteri segmnetine ayrı bir fayda sağlar , nerden bileceksiniz , nasıl anlatacaksınız bunu firma olarak dedim .)
Etkileşim: Artık klasik marketing bitti, kitlesel marketing zaten çoktan bitti. Artık insanlar pazarlama değil, etkileşim istiyor. Önümüzdeki yıllarda TV dahil tüm medya araçları etkileşimli hale gelecek.(Nedenwom: İnsanlar paylaşmak , konuşmak , katılımcı olmak istiyor dedim .Deneyim paylaşım siteleri ile ilgili ayrı ayrı yazılarımda verdiğim örnekler 10 u geçti . Alıcı satıcı arasındaki ilişki artık müşteriye yetmiyor , diğer alıcılarla birlikte olmak istiyor dedim , hatta web2.0 uzmanı Ardanın Blogunu inceyin dedim )
Katılım : Artık önemli olan yatırımın geri dönüşü değil, katılımın geri dönüşüdür. Çok bilmiş finansçılar hep yatırımın geri dönüşünden söz ederler, bunu hesaplarlar ama bu hesapların da bir anlamı yoktur. Siz ilginin ve katımın geri dönüşünü ölçebilecek bir araca sahip misiniz? Böyle bir yöntem yok! Bunu finansçılar ölçemez. Siz İşte bunu ölçebilirseniz kazanırsınız. İnsanlar sizin markanızı konuşmaktan sıkılıyorlar mı sıkılmıyorlar mı önemli olan budur(Nedenwom: Pazarlama pr a dönecek , event patlaması yaşanacak dedim)

İlham veren müşteriler : Artık büyük sözler dönemi kapandı. Tüketiciye çamaşır makinenizin ne kadar iyi yıkadığını, çamaşır deterjanının ne kadar çok beyazlattığını anlatmaya gerek yok. Tüketici çamaşır makinesinin çamaşır yıkadığını, deterjanın beyazlattığını çok iyi biliyor artık. önemli olan yakınlık ve sıcaklıktır. Dokunmak yetmez insanları kucaklamam gerekir. Böylece insanlar da seni kucaklar ve sana ilham verir.(Nedenwom: Firma bloglarınızı oluşturun , buralarda tüketiciler birbirleri ile iletişim kursun dedim , size olan kızgınlıklarını, mutsuzluklarını , hüzünlerini , teşekkürlerini ,ricalarını anlatsınlar dedim, bunu herkes görebilsin dedim , müşteriye karşı 4 4 lük kusursuz bir firma olduğunuz oyununu sakın oynamayın dedim , hatalarınızı yok saymayın ,örtbas etmeyin, saklamayın ,kabul edin ,tüketici ile daha da yakınlaşın , onu rakiplerin kucağına göndermek yerine , size daha bağlı bir müşteri haline getirin dedim... )

Sonra ' Zamanında bana bunlarla ilgili herhangi bir bilgi geçilmedi ' demeyin :)

Labels: ,

Monday, May 28, 2007

Değişimi Hissedin

Rich Karlgaard tarafından yayınlanan verilere birlikte bakalım.2005 yılında dünya çapında toplam 22 milyon blog bulunuyor, ve bu rakamın 2010'da 1 milyar olacağı düşünülüyor.

Skype, eBay tarafından satın alınmadan önce 60 milyon kullanıcı bulunuyormuş. Tahmin edin bu sayı satın almadan sonra nerelere yükselecek.

Tivo ve benzeri cihazlar, 2005 yılında Amerika'da ev kullanıcılarının 3%'ü tarafından kullanılır durumda, bu rakam 2010'da 70% olarak öngörülüyor.

Gelelim bana göre en önemli olan bilgiye. Tivo ve benzeri cihazları kullanan kullanıcıların 79%'u TV'de yayınlanan reklamları geçiyormuş. Yani kısacası Amerika'daki bu sözünü ettiğimiz 3%'ün, 79%'u TV reklamlarını seyretmiyor. 2010'da bu 3%, 70% olduğunda TV reklamlarının izlenirliği acaba kimi tatmin edecek?Henüz ülkemizde Tivo ve benzeri cihazların kullanımı başlamadı, ancak bu durumdayken bile öngörüler ve veriler ışığında bir vizyon oluşturabiliriz.

Labels: ,

Sergio Zyman Roportajı'ndan Alıntı

Ürünümle ilgili nasıl bir mesaj vermeliyim?
'Marka, tüketiciyle ilişki kurarak yaratılır. Pazarlamada önemli olan insanları doğrudan doğruya ilgilendiren enformasyonu sağlamaktır. Markanız ancak bu şekilde müşterinin gözünde bir değer ifade eder'
nedenwom : Biz ne diyoruz hep : Satış = İlişki. Bakın broşür değil ,kendinizi anlatmak değil , karşı tarafı umursamadan ölümüne dikkat çekmek değil , müşteriyi olur olmaz zamanlarda rahatsız etmek değil, onun ilgisini çekmeyecek özellikleri anlatmak değil , ilgisini çekmeyecek ürünleri ve modelleri ona sunup onun zamanını israf etmek ve onu sıkmak değil ... Müşteri kendisi ile ilgili olmayan mesajları görmekten bıktı. Herhangi bir mecrada gördüğünüz bir mesajın sizi ilgilendirme olasılığı % 10 diyelim .Yani tüketicinin gördüğü her 10 mesajdan 9 u onu ilgilendirmiyor ki . Düşünsenize siz olsanız sizi ilgilendiren o bir mesaj için reklamlara dikkat edermidiniz ? Etmezdiniz tabii. Etmiyorlarda zaten. Komik olan birşey daha var. Bir reklamı ne kadar geniş kitleleri çekmesini amaçlayarak yaparsanız , reklam o kadar silikleşiyor .Yani belki pek çok kişiyi ilgilendiren bir şey oluyor ama bu kişiiler üzerindeki etkisi çok zayıf oluyor .Bu genel reklamların kalabalık ve gürültülü ortam içinde etkisli olması hayal . Reklamı ne kadar keskin , dar , odaklı ve spesifik bir kitleye dönük yaparsanız , hedeflediğiniz niş kitleyi üzerinde çok güçlü bir etki bırakıyorsunuz bu doğru . Ancak bu seferde , mesaja maruz kalanlar içindeki yaklaşık % 90 lık bir topluluk için neredeyse hiçbir şey ifade etmeyen bir mesaj vermiş oluyorunuz . İşte bu nedenle' Günümüzde reklamlar ne yazıkki eskisi kadar verimli değildir ' diyoruz arkadaşlar.

Labels: ,

Arda Kutsal'dan Neden Womm ve Neden Web2.0 Yorumları

İnsanlar konuşmak istiyorlar, insanlar fikirlerini söylemek, paylaşmak istiyorlar.En önemlisi insanlar önemsenmek istiyorlar, bilgilerine danışılsın istiyorlar.Bu kadar hareketin olduğu dünyalarında, birileri onların varlığını hissetsin istiyorlar.

Herkes konuşmak, fikirlerini söylemek ve paylaşmak istiyor. Medya dediğimizde aklımıza ilk televizyonlar geliyor, o zaman birlikte bu kültüre yoğunlaşalım.Diziler ve yarışmalar... Hepsinin asıl hedefi reyting, ve yüksek rakamları nelerin aldığını hepimiz biliyoruz. Peki ne oluyor? İnsanlar bir kutuya odaklanıp, bir süre hipnotize oluyorlar. Bu süre içinde kilitlenmiş şekilde kendilerine sunulan, verilen herneyse onu izliyorlar. Belki o anda seyrettikleri programa etkide bulunabilmek, olayın içinde olmak istiyorlar.Peki ne yapıyorlar? Televizyon karşısında yapmak istedikleri eylemi, söylemek istediklerini, yorumlarını, ya programlara telefon ederek, yada dışarıda arkadaşları ile konuşarak gerçekleştiriyorlar. Biraz daha teknolojiye yakın olanlar web sayfaları açıyorlar ve etki etmek isteyip başaramadıkları konuları bu yöntemle paylaşıyorlar.

nedenwom: Bizde sürekli deneyim paylaşımı diyoruz , etkileşim diyoruz , tüketicilerin birbirleri ile iletişim kurması diyoruz
Not : Webrazzi Arda da endüstri mühendisidir. Web2.0 ve Womm içiçe geçmiş , birbirini destekleyen , yer yer aynı mesajları veren geleceğin güçlü konularıdır.

Labels: ,

Nedenwom Özel

Bu yazı oyun tutkunları yazımın devamı niteliğindedir .Ama womm konsepinin anlaşılması bakımından önemli olduğu için ayrı bir başlık altında paylaşmak istedim.

Womm de herkes mesajınızın yayılmasında bir tür kanaldır . Arkadaşlar bugün kapitalizmin geldiği son noktada womm vardır . Artık her insan kapitalizmin havuzuna kaynak aktaran bir tür kanal vazifesi görmeye başlayacak . Rekabet ve globalleşme bu türde bir sonuç doğurdu : Öyle ki , şirket içindeki satınalma bölümü tedarikçilerin , operasyon müdürleri çalışanların , pazarlama bölümleri de müşterilerin kaynaklarını şirkete aktarmaya yarayan araçlar haline gelmiştir .Tabii kanak aktarımının amacı kardır. Bugün satış-pazarlama departmanları için işe alınan pek çok kişi , hedeflenen pazardaki çevreleri , iyi ilişkileri ve sahip oldukları bağlantılar nedeniyle tercih edilmektedir. Şirketin karlılığı bir gölse , herkes bu göle su taşıyan bir deredir. Bu kadar basit ve net .Sizde ya başkasının gölüne su taşıyan bir dere olacaksınız yada risk alarak girişimci olacak, başkalarının sizin gölünüze su taşımasını sağlayacaksınız. Womm ise pazarlamacılar ve pazarlama kanallarının eski etkisini ve gücünü yitirmeye başlaması ile müşterilere fiziksel olarak daha rahat ulaşabilmeyi sağlar . Womm müşterilerin kaynaklarını , daha kolay , daha etkili şekilde , şirketlere aktarmak için bulunan en yeni araçtır . Araştırın görün ..

Ben endüstri mühendisiyim, işim kabaca şirketlerin verimlilik ve etkinliğini arttırmak .Bu konuda bana güvenebilirsiniz. Bölümümüzün ilk defa hayat bulduğu ülke Amerika'dır. Womm da Amerika çıkışlı bir araçtır. Benim çalışmalarımda odaklandığım alan ise etkin pazarlama araç ve yöntemleri bulmak , mevcut olanları da geliştirmektir. Etkin bir pazarlama yapabilmeniz için , size tavsiye edebileceğim metodlardan en güçlüsü womm'dur . Yakın gelecekte kişiselliştirme , müşteri merkezli yapılanma ve deneyimsel pazarlamayı anlatmaya başlayacağım. Kimsenin gücü bilgiyi ülkemizden ve sizlerden uzak tutmaya , bilinçlenmenize ve pazarlamada doğru yöntemleri öğrenmenize engel olmaya . Şimdilik bulduğum araçlar bunlar . Başka bir araç olduğunu öğrenirsem sizlere bilgisini geçerim . Ben kendimin ,sizlerin , ülkemizin güçlü , özgür , bağımsız ve başarılı olmasını amaçlıyor , Türkiye'yi dünyaya pazarlama uzmanı ihraç eden bir ülke haline getirmek istiyorum, tıpkı İngiltere ve Usa gibi ...

Labels: ,

Monday, May 21, 2007

İnsanlar Markalara ve Şirketlere Güvenmiyor

Tüketiciler önceki dönemlere nazaran daha uzun süre reklama maruz kalıyorlar .
•Marka tercihleri ile ilgili verilen mesajlar sık sık ve yoğun şekilde bunaltıcı oluyor.
•Medyanın parçalanarak müşterilerin kontrolüne geçmesi , müşterilerin ilgilenmedikleri reklamları zaplamalarına daha fazla imkan tanıyor.Reklamcılar tüketicilerin ilgisini çekmek , onlarla bağlantı kurmak ve konuşabilmek için şimdiye kadarkilerden farklı olan yeni kanallar bulmak zorundalar
•Herşey 90'lı yıllarda başladı . Bu yıllarda tüketciler büyük organizasyonlara duydukları güveni yavaş yavaş kayboluyordu . Önce hükümetler , sonra şirketler , en sonunda da markalar bu güven kaybından nasibini aldı . ( Türkiyede Yimpaş Kombassan Jetpa vakaları , Emlak Bankası ve İmar Bankası tecrübeleri , İski ve Ergun Göknel yolsuzlukları , Uğur Dündarın gıda terörü başlıklı haberleri , Amerika'da patlak veren Enron Skandalı ,Susurluk Skandalı , Lösemili Çocuklar Vakfı skandalı , ...)
•Bunun yerine tüketiciler güvenilir kaynaklar olarak ailelerine ve arkadaşlarına yönelmeye başladılar
•Bu kişiler yakınlarına kendi geçmiş kişisel tecrübelerine dayalı görüşlerini paylaşıyor , pazarlamacıların yaptığı gibi lafı kıvırmıyor ve de dikkat çekmeye yönelik abartılı , aldatmaca dolu sözler söylemiyorlardı.

buda her geçen gün dah fazla sayıda insanın yakınlarının tavsiyelerine dikkate alarak karar almasını beraberinde getirdi .

Peki nasıl wom yapacağız ?
•Onlara bir arkadaş gibi yaklaşacağız
•Konuşmaları için bir sebep vereceğiz
•Deneyimleri paylaşmaları için onları güçlendireceğiz

Nickola Amstrong & Connected Marketing Elsevier 2006

Labels: ,

Seçenek Özgürlüğü Mü , Seçenek Zulmü mü ?

Bugünkü çağda sahip olduğumuz seçenek sayısı çok fazla : 285 çerez türü, 230 farklı sabun ,100lerce cep telefonu ,hazır çorba hazır tatlı ve makarna , 110 farklı tv modeli (lcd ,dvd, tüp..),

Neden Seçenekler İnsanları Mutsuz Eder ?
1.Pişmanlık : Seçenekler insanları pişmanlık duygusu verir .Seçmedikleri alternatifler için pişman olacağı hissi yaratır .İnsanın alternatifler içinde bir tanesini seçmekle kaybedecekleri (yani fırsat maliyeti) artar , bu da insanı kararsızlığa yöneltir. Yada temel düzeyde beklentilerini karşılayacak basit alternatiflare . Çok fazla seçeneğe sahip olmak , aradığını daha kolay bulacağını sanan insanı ilkin mutlu ederken , seçenekler arasında yaşanan kararsızlık nedenliyle, bir süre sonra kendini daha kötü hissetmesi ile sonlanır .Seçenek bolluğu insanlarda hatalı bir karar verme endişesi doğuru. Bu da kişiyi kararsızlığa götürür .

2. Fırsat Maliyeti : Karşı tarafa ne kadar fazla adette teklif sunarsan , herbiri o kadar daha az çekici görünecektir.

3.Beklentilerin Artışı : Seçenekler neden insanları mutsuz eder ? : O anki seçimi dışında kalan , sahip olamadığı ve erişemeyeceği alternatiflerin farketmek kişiyi üzer . İster istemez kişinin beklentileri artar . İmkanlarının yettiği alternatife karşı bir isteksizlik ilgisizlik başlar .( Kendinizden hesap edin .Etrafta bu kadar çok güzel kız görmemiş olsaydınız , beklentileriniz bu kadar yükselir miydi ? Tanıdığınız çirkin kızlara şimdikinden daha yakın , sıcak , ilgili davranmaz mıydınız ? Yada 2007 model bir Mini Cooper ı , bir Peugot 307yi , bir Wolkswagen Golf'u duymamış görmemiş bilmemiş olsaydınız, 97 model eski bir Brodway almak için bu kadar düşünürmüydünüz ? ) Ders : Tatmin olup olmamanın kriteri yaşanan tecrübenin beklentileri karşılayıp karşılamamasıdır .

4.Kendini sorumlu tutmak ve suçlamak : Seçeneklerin sayısı arttıkça , alıcının alım yönünde bir karar vererek seçim yapma olasılığı azalır .Seçenekler arttıkça memnuniyette azalır . ( Hiç bir kıyafet yada ayakkabı aldıktan hemen sonra , aynısını çok daha ucuza bulduğunuz yada istediğinize çok daha yakın modelde ( renk yada bedende olabilir ) başka bir alternatife rastlayıp , üzülerek tüh kahretsin dediğiniz olmadı mı ? Dahası bu deneyimden sonra , satın aldığınız herşeyde , buna benzer bir endişe yaşamadınız mı ? )
Schwartın Diğer Yazısı

Bu kadar çok seçeneğin klasik yöntemlerle kendini tanıtmaya çalışması nedeniyle , mass medya etkinliğini yitirmeye başlamıştır. Biz sizlere sürekli olarak , artık mecralardan yaptığınız reklamlara dayalı satış tahminlerinize dikkat edin diyor , womm uygulamaları ilede bu çalışmaları desteklemeniz gerektiğini söylüyoruz.

Sizce womm dışındaki konuları ayrı bir blogdamı sizlerle paylaşmalıyım yoksa nedenwom.blogspot.com içinde mi yayınlamalıyım ? Ayrı blogda açarsam bunu duyurmak , tanıtmak , algılanmasını sağlamak , trafik çekmek zor olacak . Burada yayınlarsam da diğer womm yazıları ile karışacak womm in ne olduğu ile ilgili mesaj verebilme gücüm azalacak . Bu konudaki fikirlerinizi öğrenmek beni mutlu edecek.

Labels: ,

Pazarlama İçin Yeni Bir Model : Mc Kinsey

Mc Kinsey Danışmanlığın sitesinde rastladığım bir makale .Paylaşmak istedim .
Dünya çapında 40'dan fazla üst düzey pazarlama yönetmeni şu konuda hemfikirler : Müşteri segmentleri ,ürünler , medya araçları , pazarlamayı daha karmaşık ,daha pahalı ve daha verimsiz hale getirdi .
Mass medya ile bu birçok segmente bölünmüş halde olan müşterilere ulaşman çok pahalı ve güç . Modern toplum , özellikle göçler sonucunda daha da bölündü çok kültürlü bir yapıya büründü .Gelir grupları zengin ve fakir şeklinde daha da kutuplaştı. Bu etkenler yeni yeni müşteri segmentleri oluştururken , mevcut segmentleri de daha belirgin hale getirdi. Artan rekabet sonucu, durmadan büyümeyi hedefleyen firmalar bugün şirketler daha dar küçük segmentlerde yer alan , ancak daha fazla talepleri olan müşterileri hedeflemek zorunda .Çünkü bugün müşterinin önünde duran , alternatif ürün ve servis sayısı 2 hatta 3 katına çıktı .
Alt marka sayısındaki artış ve markaların çizgisel genişlemesi , medyanın verdiği mesajlar yardımıyla satması gereken ürün sayısını inanılmaz boyutlara çıkardı . Bu da ciddi bir mesaj kirliliği ile sonuçlandı . 20 yıl önce büyük firmalar kitlesel iletişim araçları ile nüfusun yüzde 80 ine ulaşabilirken , firmalar bugün aynı kitleye ulaşmak için % 20 daha fazla mesaj vermek zorundalar .Pazarlama programlarının etkinliğini ölçmek gitgide zorlaşıyor ve karmaşık bir hal alıyor. Dağıtım kanallarının çeşitlenmesi ile buradan gelen müşteriye ait bilgilerinin entegre olamaması ve bu nedenle müşteriyi tanıyamama ve onun isteklerini anlayamama da bir diğer sorun


Yeni dünya düzeni şirketlerin pazarlama anlayışını değiştirmek zorunda bırakacak (ürün,kategori ve kanal merkezli yapılanma yerine müşteri segmentleri merkezli bir yapılanma yaşanacak göreceksiniz bunları teker teker ) Müşteri segmentlerinden birkaçına odaklanmaları gerekecek . (segment marketing eğitiminde bunla ilgili örnekler var )


Bu yüzden size womm a geçiş yapmalıyız .Kaynaklarımızı ufak ufak daha etkili araçlara yönlendirmeliyiz. P&G Ve Coca Cola nın global marketing politikalarındaki değişimi inceleyebilirsiniz bunları görebilmek için . (Müşteri Merkezli Yapılanma Dönüşüm Projeleri , Etkilişimli Pazarlama Uygulamaları , Eventler , İnteraktif Oyunlar ,Blogging , Marka Aşıkları Yaratma Projeleri ,Kanaat Önderlerini Aktive Etme ,Etkilileri Aktive Etme , Müşterilerinizi Aktive Etme , Topluluklar Yaratma , Deneyim Paylaşım Etkinlikleri ...)

Labels: ,

Friday, May 18, 2007

İletişimde Monolog Diyaloğa Dönüşüyor


İşte burada pazarlama iletişimin modern halini görüyorsunuz .Tek yönlü klasik pazarlama araçları monolog şeklindedir . Modern araçlar ise dialog ve etkileşimi esas alır .

Artık pazarlama iletişimi iki yönlü . Alıcı taraf yani müşteri sizinle iletişim kurmak istiyor. Yeri geliyor sizin yeni ürünlerinizin tasarımlarına katılıyor ,yeri geliyor sizin şirket blogunuza yazdığı yazılarla sizi yönlendiriyor, yada kuracağınız deneyim paylaşım siteleri sayesinde kendi fikrini hem sizinle hemde diğer müşterilerle paylaşıyor.

Siz müşterinize verdiğiniz mutluluğu başkaları ile paylaşabilmesini kolaylaştırmalısınız , yada müşteriyi kızdırıp incittiyseniz bu duygusunu herkesle paylaşabileceği ortamlar yaratmalısınız .Bence müşteri ile olan ilişkinizi , onun hislerine duyarsız kalarak riske atıyorsunuz . Ülkemizde hala şirket bloglarına insanlar olumsuz şeyler yazarlarsa ne yaparız korkusu var .Bu nedenle firmalar müşterilerin yorumlarından ve düşüncelerinden inanılmaz derecede korkuyorlar .
Umarım bir gün fikirleri değişir.

Labels: ,

Satınalma Karar Süreci ve Womm Etkisi

Cengiz Çatalkayanın Womm yorumunu paylaşmadan geçemeyeceğim . Çok güzel anlatmış , tebrik ederim :

''İnsanlar bir ürünü satın alırken, karasızdırlar. Karar vermelerini kolaylaştırmak için şirketler, reklam ve broşürlerle ürünü desteklerler. Ama günde binlerce reklam maruz kalan bir tüketicini reklamlara göre satın alma oranı, binde bir dir. Ama arkadaşından veya bir topluluktan tavsiye alınan üründe bu oran neredeyse beşte birdir. Neredeyse 200 kat daha etkili ve ücretsiz.

Tavsiyeler inandırıcıdır, ve müşterinin karar verme hızını inanılmaz derecede yükseltebilirler. Pazarlamacıların asıl amacı da karar verme sürecini kısaltmak ve karar hızlandırıcı sistemler kurmaktır. Bu sistemde ürün yayınlayan kullanıcılar, ürünün reklamına maruz kalmış, ürünü almış, denemişlerdir. Kısaca bu kullanıcılar, filtreleme yaparak, en son haliyle ürünü size sunmuşlardır. Bu filtreleme en iyi ürüne en uygun fiyata ve en hızlı şekilde ulaşmanıza yol açacaktır.

Olası müşteriler için,kararları kolaylaştırarak, karar sürecini kısaltmak, katlanan bir satış getirebilir. Özellikle online ortamda web 2.0’ın üreten tüketici’siyle bunu gerçekleştirmek daha kolay.''

Labels: ,

Tüketiciye Mesaj Vermeye Devam Etmeyin Kafasını İyice Karıştırıyorsunuz


Gerçekler :
İnsanların çok az zamanları ve çok fazla seçenekleri var
Pek çok teklif ve öneri gerek kalite gerekse özellik olarak biribirine yakın
Biz güven duyduğumuz seçenekleri satın almaya eğilimliyiz

Womm bunca karmaşanın içinde tüketicinin imdadına yetişen bir cankurtaran gibidir .Gerek konu hakkında bilgili arkadaşlarımızın görüşleri , gerekse bize benzeyen insaların tavsiyeleri , bize hangi ürünü seçmemiz gerektiği hususunda bize yardımcı olur ve zaman kazandırır.

Labels: ,

Thursday, May 17, 2007

İnsanlar Kendilerini Koruma İçgüdüsü İle Hareket Eder

Tuba Üstünerin Ropörtajından seçtiklerim ve yorumlarım :
'Coleman’ın verdiği örneği kullanalım. “Elmas alacaksanız, nasıl bir çarşıdan almak istersiniz? Tüm satıcıların birbiri ile akraba olduğu bir çarşıdan mı yoksa kimsenin birbirini tanımadığı bir çarşıdan mı? Birincisini tercih ederiz değil mi? Neden? Çünkü eğer kuzenlerden bir tanesi bize kötü elmas satarsa öbürleri tüm ailenin imajı zedelenir diye ona bir takım yaptırımlarda bulunurlar. Bunu bildiği için de her kuzen ayağını denk alır.”Herkesin birbirini tanıdığı networklerde birinin birisini kandırması çok zordur. Çünkü hemen yüzleştirme imkanı vardır'


nedenwom.blogspot.com : İnsanlar kendilerini koruma içgüdüleri ile hareket ediyorlar. Sanıyorlarki tanıdık olunca kazıklanma riski düşük , gel gör ki bu düşünce koca bir yalan. Hele de Türkiyede . Burası adeta akrabaları ve tanıdıkları tarafından dolandırılan , aldatılan, , kazıklananların merkezi . Ama tüketiciler bu yalana inanıyor ve bu yönde hareket ediyor , yapacak bişiy yok. Norveçte % 65 olan insanların birbirine uydukları güven seviyesi türkiyede % 6,5 . Buda otomatikman bizi korkak davranmaya ve tanımadıklarımızın söylediklerine güvenmemeye , tanıdıklarımızın söylediklerine inanmaya , onlarla iş yapmaya sürüklüyor. Bu nedenle reklamlara da satış temsilcilerine de size de inanmıyorlar ..Dostlarına yada kanaat önderi dediğimiz kişilere bakıyor onlara göre hareket ediyorlar . Yada ürünün başkaları tarafından yoğun şekilde kullanılıp kullanılmadığına bakıyor , popüler ürünlere yöneliyorlar ( Nokia 3310* 6600 , Renault-Tofaç araçlar ; Beylikdüzü , Bahçeşehir , Ümraniye , gibi semtlerdeki konutlar )

Ben deliler gibi size demiyor muyum , 'Sizin firmanız bir çatı olmalı, bu çatı altında insanlar birbirleri ile iletişim kurmalı , üyelikler oluşturmalısınız , mevcut müşterilerinizi ve potansiyel müşterilerle biraraya getirmeli , onları birbirleriyle kaynaştırmalı, aktiviteler ,geceler , partiler , yarışmalar , eğlenceler ,galalar tertiplemelisiniz diye. Artık değer bu şekilde yaratılıyor. İnsanlar sizin topluluğunuzun bir parçası olmak için sizi tercih ediyor .Oraya üye diğer insanlarla tanışma olanağı sunuyorsunuz çünkü onlara eğer siz bir topluluğa sahip değilseniz tercih edilme şansınız azalıyor.

Labels: ,

İnsanların Mesajınıza Dikkat Edecek Zamanı Yoook

USA'DEN ( NEW YORK ) WOMM KONUSUNDA ÇALIŞMALAR YAPAN BİR ARKADAŞIMIZIN KONU İLE İLGİLİ YORUMLARI ÇOK GÜZEL . UMARIM KENDİSİNİ TÜRKİYEYE'DE GETİRMEYİ BAŞARIRIZ KONUŞMACI OLARAK. SİZLERE PAYLAŞMAK İSTEDİM .

''TAVSİYE EDERİM TÜKETİCİYİ NASIL KENDİNİZE BAĞLAYABİLİRSİNİZ? SİZİNLE GEÇİRDİĞİ ZAMANIN NASIL DAHA DEĞERLİ OLMASINI SAĞLAYABİLİRSİNİZ? HERKES BİR KOŞUŞTURMACA İÇİNDE. HİÇBİR TÜKETİCİNİN SİZİN MESAJINIZI DİNLEMEYE NE ZAMANI NE DE ENERJİSİ VAR. MTV NETWORKS EXECUTİVE VİCE PRESİDENT’I COLLEN FAHEY, RUSH OTX ONLİNE ARAŞTIRMA ŞİRKETİYLE 4,213 GÖNÜLLÜ DENEĞİN NORMAL BİR GÜNDE YAPTIKLARI İŞLERİ ALT ALTTA YAZMIŞLAR. SONUC? 20. YÜZYIL İNSANININ 31 SAATLİK AKTİVİTEYİ 24 SAATE YAPTIĞI ORTAYA ÇIKMIŞ. REKLAMCILAR VE REKLAM VERENLERİN İLK DÜŞÜNMESİ GEREKEN KONU, İLGİSİ FARKLI MECRALARA BÖLÜNMÜŞ TÜKETİCİYE NE YAPMALI DA SEÇİLEN MECRADA İLETİLEN MARKA MESAJINI EN EFEKTİF ŞEKİLDE DUYURMALI?

TÜKETİCİNİN İLGİSİNİ ÇEKMEK NE YAZIK Kİ ARTIK YETERLİ OLMUYOR. BİR DÖNEM SANATTA ŞOK ETMENİN KABUL GÖRÜP SONRASINDA BİR ANLAM İFADE ETMEDİĞİ GİBİ SURATINA TOKAT ATIP İLGİSİNİ ÇEKTİĞİN TÜKETİCİ ARTIK KENDİSİNİN DE BİR ELİNİN OLDUĞUNU FARK ETTİ. CEVABINI GAYET GÜZEL BİR ŞEKİLDE HİÇ GECİKTİRMEDEN VERİYOR. NE YAZIK Kİ MECRA KİRLİLİĞİ HAD SAFHAYA VARMIŞ DURUMDA. HERGÜN YENİ BİR ŞEYİN ÇIKTIĞI, YENİ BİR BLOGUN, SİTENİN, ÜNLÜNÜN POPÜLER OLDUĞU BİR ORTAMDA KİME NE ŞEKİLDE SESLENİYORSUN? TÜKETİCİNE NE DİYORSUN? İLETİŞİMDE STRATEJİ BİR KERE DAHA ÖNEM KAZANIYOR.

AMERİKADA ŞU AN EN POPÜLER KONULAR ŞUNLAR :

1. SANA ÖZEL( MASS CUSTİMİZATİON BAŞLIĞI İLE KONU HAKKINDAKİ EGİTİM HAZIR )

2. DAHA HIZLI ( MC DONALD EXPRESS, TESCO EXPRESS, CARREFOUR EXPRESS , TEB EXPRESS ,AKBANK AMERİCAN EXPRESS,CEPTEN KREDİ.. )

3. DAHA AKILLI, DAHA KOLAY ( BASİTLİK&SADELİK BAŞLIĞI İLE KONU HAKKINDAKİ EĞİTİM HAZIR ) ''

Labels: ,


 

View My Stats