Word of Mouth Marketing

Wednesday, May 30, 2007

Lovemarks Kevin Roberts

Kevin Roberts Ropörtajı çok güzel , yorumlarımla birlikte paylaşmak istedim :
“Tanrıya şükür kitlesel pazarlama da bitti, klasik reklamcılık da bitti” diyen Kevin Roberts’a göre en büyük güç, müşterinin kafasında şimdi ve gelecekte ne olduğunu bilmekten geçiyor. Eskiden marka sahibinde olan güç, 1990’larda perakendeciye, 2000’lerde ise tamamen tüketiciye geçmiş durumda. Ölçülmesi ve araştırma en zor şey olan “düşünce”nin kral olduğu bu devirde klasik reklamcılıkla birlikte post-test’lerin, pre-testlerin, fokus grupların devri de çoktan kapandı. Yeni bir tüketici kuşağı var ve bu tüketici kendi medyalarına sahip. Bu nedenle kazanmak için bizim de yeni araçlara ihtiyacımız var. Roberts tüketiciyi veya müşteriyi harekete geçirecek temel motivasyonun “duygu” olduğunu söylüyor(ben mass medyanın etkinliği azaldı , medya artık dönüşüm geçirmek interaktif olmak zorunda , klasik pazarlama araçları etkinliğini yitiriyor diyorum sürekli sizlere ..)

Duyguyu vermek: Bir işi başarmak için önce duyguyu vermek zorundasınız. Biz pazarlamacılar tüketicinin bir şeyi satın almasına yardımcı oluyoruz. Bunun için de duygu gerekir. İnsanları gerekçeler değil duygular harekete geçirir. Aldığınız kararların yüzde 80'i duygularla alınır. Buna karşılık tüm iletişim araçlarının yüzde 80'i mantık üzerine kurulmuştur. Bu çok derin bir çelişkidir. Mantık insanları sonuca götürür. Duygu ise eyleme geçirir. Eylem için burada olduğumuzu asla unutmayalım. Bizim amacımız sattırmaktır. Bizim amacımız tüketiciyi harekete geçirmektir. Harekete geçirmek için en önemli değişimlerse şunlar;(Nedenwom: reklamlar ürünün yaşatacağı mutluluğu ve olumlu duyguyu bize anlatamazlar ,ama tanıdıklarımız bunu bize anlatabilir . )
Cazibe ekonomisi: Tüketici moron değildir. Tüketici karınızdır. Karınızı nasıl kandıramazsanız tüketiciyi de kandıramazsınız. Öyle düşünmek zorundasınız. Artık insanların bilgiye ihtiyaçları yok. Bilgi çok. Artık daha az bilgiye ama daha hızlı bir şekilde ihtiyaç var. Ürün ve hizmet hakkında bilgi vermek yerine cazibe yaratmanız gerekir. Bilgi verme dönemi bitti, cazibe dönemindeyiz şu anda. Bütün reklam araştırmalarını çöpe atın. Hiç biri işe yaramıyor artık. Fokus gruplar filan Hiçbir işe yaramaz durumda. Tüketiciye bir tek soru sorun; “Bir film seyrettin bunu bir kez daha seyretmek ister misin?”(Nedenwom: tüketiciye daha fazla mesaj vermeyin artık diye diye dilimiz kurudu, umarım nedenini şimdi daha iyi kavradınız )

Bağlantı kurmak: Web sitelerine bir bakın hepsi saçmalıklarla dolu. Web sitelerinin tüketiciye akıl verme veya kendini anlatma dönemi artık geçti. Siteniz tüketicinin ihtiyaçlarına cevap vermeli. Steve Jobs’un bir sözü var; “Yaratıcılık bağlantı kurmaktır” diyor. (Nedenwom: Satış yoktur ilişki vardır diye daha 3 gün önce konuştum . Kendinizi ifade etmeyi bırakın dedim , ürününüzün özelliklerden bahsetmeyin artık faydalarını da anlatmayın dedim , beceremezsiniz çünkü dedim . Ürün her bir müşteri segmnetine ayrı bir fayda sağlar , nerden bileceksiniz , nasıl anlatacaksınız bunu firma olarak dedim .)
Etkileşim: Artık klasik marketing bitti, kitlesel marketing zaten çoktan bitti. Artık insanlar pazarlama değil, etkileşim istiyor. Önümüzdeki yıllarda TV dahil tüm medya araçları etkileşimli hale gelecek.(Nedenwom: İnsanlar paylaşmak , konuşmak , katılımcı olmak istiyor dedim .Deneyim paylaşım siteleri ile ilgili ayrı ayrı yazılarımda verdiğim örnekler 10 u geçti . Alıcı satıcı arasındaki ilişki artık müşteriye yetmiyor , diğer alıcılarla birlikte olmak istiyor dedim , hatta web2.0 uzmanı Ardanın Blogunu inceyin dedim )
Katılım : Artık önemli olan yatırımın geri dönüşü değil, katılımın geri dönüşüdür. Çok bilmiş finansçılar hep yatırımın geri dönüşünden söz ederler, bunu hesaplarlar ama bu hesapların da bir anlamı yoktur. Siz ilginin ve katımın geri dönüşünü ölçebilecek bir araca sahip misiniz? Böyle bir yöntem yok! Bunu finansçılar ölçemez. Siz İşte bunu ölçebilirseniz kazanırsınız. İnsanlar sizin markanızı konuşmaktan sıkılıyorlar mı sıkılmıyorlar mı önemli olan budur(Nedenwom: Pazarlama pr a dönecek , event patlaması yaşanacak dedim)

İlham veren müşteriler : Artık büyük sözler dönemi kapandı. Tüketiciye çamaşır makinenizin ne kadar iyi yıkadığını, çamaşır deterjanının ne kadar çok beyazlattığını anlatmaya gerek yok. Tüketici çamaşır makinesinin çamaşır yıkadığını, deterjanın beyazlattığını çok iyi biliyor artık. önemli olan yakınlık ve sıcaklıktır. Dokunmak yetmez insanları kucaklamam gerekir. Böylece insanlar da seni kucaklar ve sana ilham verir.(Nedenwom: Firma bloglarınızı oluşturun , buralarda tüketiciler birbirleri ile iletişim kursun dedim , size olan kızgınlıklarını, mutsuzluklarını , hüzünlerini , teşekkürlerini ,ricalarını anlatsınlar dedim, bunu herkes görebilsin dedim , müşteriye karşı 4 4 lük kusursuz bir firma olduğunuz oyununu sakın oynamayın dedim , hatalarınızı yok saymayın ,örtbas etmeyin, saklamayın ,kabul edin ,tüketici ile daha da yakınlaşın , onu rakiplerin kucağına göndermek yerine , size daha bağlı bir müşteri haline getirin dedim... )

Sonra ' Zamanında bana bunlarla ilgili herhangi bir bilgi geçilmedi ' demeyin :)

Labels: ,

Blog Yazmayı Bırakmak İçin 10 Neden ?

Türkçe Link 1 :
e.günlükler hızla çoğalıyor, doğru. Ama sonlarını da bu hızlı çoğalma getirecek. Gelecekte, neredeyse herkesin bir e.günlüğü olduğunu düşünün. Peki bu kadar günlüğü kim okuyacak?Sadece birkaç tanıdık ve arama makinelerinden gelen birkaç geçici ziyaretçi... e.günlüklerin gelecekteki okunurluk oranı günümüz kağıt defterde tutulan günlüklerden sadece biraz daha fazla olacak. Bir de aralarından sıyrılan birkaç tanesi, ama sadece birkaç tanesi konvansiyonel medyaya rakip olabilecek kadar başarı kazanacak, hepsi o kadar" şeklindeki e.günlüklerin gücünü abartan yazarları eleştirdiğim satırlarımdan yola çıkarak, e.günlüklerine saldırdığımı sanmışlar.
Türkçe Link 2 :
İlginç bir yazı .Paylaşmak istedim .Kafamda cevabını bulamadığım soru işaretlerini dile getiren bir yazı .

1.Yorgunum : Bu zaman alıcı bir iş .Sen sadece yazılarını bekleyenleri düşünemezsin . Yaşamdan daha büyük bekletilerin vardır ve bunları hayata geçirebilmek için gerçek yatırımlar yapman gerekir

2.Rssleri anlamak : Rssler benim kendimi sanki bir telefon santraliymişim gibi hissetmemi yol açıyor. Ben bu iletişim trafiğinden kurtulup kendi potansiyelimi nasıl açığa çıkarabilirim .

3.Kafam karışıyor: Tamam ben tüketicilerin yarattığı medyanın bir parçasıyım , ancak ben tek başıma bu trendlere yetişmiyorum ki ! Acaba benim için faydalı olan kollarımı bağlamak ve olup biteni anlamaya odaklanmak mı olmalı ?

4.Bloglardaki tartışmaları , email trafiğini takip etmek , bunlara cevap yazmak ciddi vakit alıyor

5.Ara ara ben sıkıcımıyım diye düşünüyorum : Ara ara geçmişte yazdığım yazılara bakıp şöyle diyorum kendime: ''İnsanlar uyuyacak neredeyse , yazılarına biraz heyecan katmalısın ''. Gerçekte insanlar çok yoğunsa ve zamanları çok kısıtlı ise bu benim sıkıcı olduğum anlamına gelmez. Ama bir düşün sen nereye kadar içindekileri çıkarıp duracak ve bayatlamış pazarlama hikayelerini anlatacaksın . Sen sıkıcı olmuş olsaydın okuyucular horluyor olurdu.

6.Ben bencil birimiyim diye düşünüyorum : Ben diğer bloglardaki yazılara yorum yazmaya nadiren vakit buluyorum .Peki o halde neden başkalarının benim bloguma yorum yazmalarını bekliyorum ki ? Yazılara yorum bırakanlara acıyor ve üzülüyorum, hatta onların bir aşk bağlantısı yakalama umudu ile yorumlar bıraktığını düşünüyorum , içtenlik ve samimiyet konuşmanızın kabul edilmesinin asgari şartıdır. Bu nedenle bencil olduğum konusunda kaygılanmama gerek yok.

7.Özensiz mi yazıyorum ? : Özellikle akşam geç saatlerde yazdığım yazılardaki tipoloji hatalarını gördüğümde , aklıma okuldaki hocalarım gelir. Öğretmenim imla hatalarımı gördüğünde çıldırırdı .Bu affedilemez bir hatadır .Günün sonunda bana duyulan güveni sıfırlayacak bir harekettir. Bunu düzeltmeliyim

8.Etrafım sarılmış : Pazarlama blogları yağmurlu bir ormada çoğalan mantar gibiler. Gözümü kırptığımda onların bunu izlediğini farkediyorum . Pekçoğu korkutucu derecede kaliteli. Pekçoğu benim huzurumu kaçırıyor .

9.Ben galiba önemsiz, kimsenin ilgilenmediği biriyim : Yazılardan sonra ilgiyi uzun müddet sürdürmek gerçekten zor . Bu zaman alıyor ve yazıların yazılmasından sonraki süreçte yapılan yorumları beslemek gerekiyor . Bazen daha geniş bir toplulukla değilde kendimle konuşuyormuşum gibi geliyor ve üzülüyorum .Sadece pek çok yazıyı okumanız gerekmiyor, aynı zamanda gösterişli ,anlamlı konuyla ilgili faydalı ve eğlenceli bir içerik yapmasını da bilmeniz gerek.

10.Çok geç : Büyük bloggerler bu işe girerken iyi bir zamanlama yaptılar. Bugün konuştuğumuz pek çok şey onların fikirlerinden ibaret .Ben zamanlama sanatında isabetli kararlar almayı başardığımı söyleyemem . Hatta ben doğru anda ,doğru fikirlere sahip olduğumda , yapmakla yükümlü olduğum şeyler nedeniyle (müşterilerilmle ilglenmek ,çocuklarımla ilgilenmek , günlük olarak mecburi yapama gereken işler ) düzenim iyice bozulacak

nedenwom: Blog okumaya zaman ayıranlar acaba ne kadar etkili , yetkili , bilgili ve bana yardım edebilecek kişiler? Bence yabancı , çokuluslu ve kurumsal firmalarda , reklam , pr ve pazarlama ajanslarında , çalışan kişilerin zamanı kısıtlı olduğu için bloglara çok vakit ayıramazlar .Çünkü bloglar onların sektörüne birebir hitap etmiyor .Yani bloglarda onları ilgilendirmeyen o kadar fazla yazı varki , bunların içinden kendileri ile ilgili olanlar yazılara rastgelme umuduyla blogları taramaları , yazılanları anlamaya çalışmalarını düşünmek hayal . Öğrenciler ise gençliklerini mi yaşıyacaklar, derslerini mi geçicekler , aşka mı vakit ayırcaklar, evlerindeki sorumluluklarına mı vakit ayırıcaklar , konser parti eğlenceye sinema ya mı yoksa blog okumak mı ? Şirketlerde pazarlama birimlerinde çalışan gelince bu arkadaşlar günlük olarak çok yoğun bir iş yükü altındalar. Gün içinde zamanla yarış halinde kendi işlerini mi yapacaklar , akşam ailelerine ve özel hayatlarına mı vakit ayıracaklar , yoksa bloglarda yazanları mı takip edecekler?


Bence blog yazmak çok riskli .Bloggerların % 1 kadarından sornası bu işten zarar ediyor. Blog yazmaya ayırdıkları zamana nazaran daha yüksek oranda bir geri dönüş alma şansları düşük . Yani bloggerların % 99 u kaynaklarını israf ediyor . Buraya ayırdığı vaktin bloggera daha fazla gelir , daha çok insanla tanışma imkanı , daha çok iş fırsatından haberdar olma , yeni iş projelere danışman veya proje üyesi olarak davet edilme , gibi potansiyel kazançlar olarak geri dönme olasılığı düşük . Sadece kişisel marka bilinilirliği artıyor olabilir. Bloggerlar bloglarından ne elde edebilirler somut olarak bilmiyorum . Ben henüz blog yazmanın kattığı somut birşey göremedim . Kaynak israfı gibi geliyor bazen ..

Labels:

Monday, May 28, 2007

Değişimi Hissedin

Rich Karlgaard tarafından yayınlanan verilere birlikte bakalım.2005 yılında dünya çapında toplam 22 milyon blog bulunuyor, ve bu rakamın 2010'da 1 milyar olacağı düşünülüyor.

Skype, eBay tarafından satın alınmadan önce 60 milyon kullanıcı bulunuyormuş. Tahmin edin bu sayı satın almadan sonra nerelere yükselecek.

Tivo ve benzeri cihazlar, 2005 yılında Amerika'da ev kullanıcılarının 3%'ü tarafından kullanılır durumda, bu rakam 2010'da 70% olarak öngörülüyor.

Gelelim bana göre en önemli olan bilgiye. Tivo ve benzeri cihazları kullanan kullanıcıların 79%'u TV'de yayınlanan reklamları geçiyormuş. Yani kısacası Amerika'daki bu sözünü ettiğimiz 3%'ün, 79%'u TV reklamlarını seyretmiyor. 2010'da bu 3%, 70% olduğunda TV reklamlarının izlenirliği acaba kimi tatmin edecek?Henüz ülkemizde Tivo ve benzeri cihazların kullanımı başlamadı, ancak bu durumdayken bile öngörüler ve veriler ışığında bir vizyon oluşturabiliriz.

Labels: ,

Sergio Zyman Roportajı'ndan Alıntı

Ürünümle ilgili nasıl bir mesaj vermeliyim?
'Marka, tüketiciyle ilişki kurarak yaratılır. Pazarlamada önemli olan insanları doğrudan doğruya ilgilendiren enformasyonu sağlamaktır. Markanız ancak bu şekilde müşterinin gözünde bir değer ifade eder'
nedenwom : Biz ne diyoruz hep : Satış = İlişki. Bakın broşür değil ,kendinizi anlatmak değil , karşı tarafı umursamadan ölümüne dikkat çekmek değil , müşteriyi olur olmaz zamanlarda rahatsız etmek değil, onun ilgisini çekmeyecek özellikleri anlatmak değil , ilgisini çekmeyecek ürünleri ve modelleri ona sunup onun zamanını israf etmek ve onu sıkmak değil ... Müşteri kendisi ile ilgili olmayan mesajları görmekten bıktı. Herhangi bir mecrada gördüğünüz bir mesajın sizi ilgilendirme olasılığı % 10 diyelim .Yani tüketicinin gördüğü her 10 mesajdan 9 u onu ilgilendirmiyor ki . Düşünsenize siz olsanız sizi ilgilendiren o bir mesaj için reklamlara dikkat edermidiniz ? Etmezdiniz tabii. Etmiyorlarda zaten. Komik olan birşey daha var. Bir reklamı ne kadar geniş kitleleri çekmesini amaçlayarak yaparsanız , reklam o kadar silikleşiyor .Yani belki pek çok kişiyi ilgilendiren bir şey oluyor ama bu kişiiler üzerindeki etkisi çok zayıf oluyor .Bu genel reklamların kalabalık ve gürültülü ortam içinde etkisli olması hayal . Reklamı ne kadar keskin , dar , odaklı ve spesifik bir kitleye dönük yaparsanız , hedeflediğiniz niş kitleyi üzerinde çok güçlü bir etki bırakıyorsunuz bu doğru . Ancak bu seferde , mesaja maruz kalanlar içindeki yaklaşık % 90 lık bir topluluk için neredeyse hiçbir şey ifade etmeyen bir mesaj vermiş oluyorunuz . İşte bu nedenle' Günümüzde reklamlar ne yazıkki eskisi kadar verimli değildir ' diyoruz arkadaşlar.

Labels: ,

Arda Kutsal'dan Neden Womm ve Neden Web2.0 Yorumları

İnsanlar konuşmak istiyorlar, insanlar fikirlerini söylemek, paylaşmak istiyorlar.En önemlisi insanlar önemsenmek istiyorlar, bilgilerine danışılsın istiyorlar.Bu kadar hareketin olduğu dünyalarında, birileri onların varlığını hissetsin istiyorlar.

Herkes konuşmak, fikirlerini söylemek ve paylaşmak istiyor. Medya dediğimizde aklımıza ilk televizyonlar geliyor, o zaman birlikte bu kültüre yoğunlaşalım.Diziler ve yarışmalar... Hepsinin asıl hedefi reyting, ve yüksek rakamları nelerin aldığını hepimiz biliyoruz. Peki ne oluyor? İnsanlar bir kutuya odaklanıp, bir süre hipnotize oluyorlar. Bu süre içinde kilitlenmiş şekilde kendilerine sunulan, verilen herneyse onu izliyorlar. Belki o anda seyrettikleri programa etkide bulunabilmek, olayın içinde olmak istiyorlar.Peki ne yapıyorlar? Televizyon karşısında yapmak istedikleri eylemi, söylemek istediklerini, yorumlarını, ya programlara telefon ederek, yada dışarıda arkadaşları ile konuşarak gerçekleştiriyorlar. Biraz daha teknolojiye yakın olanlar web sayfaları açıyorlar ve etki etmek isteyip başaramadıkları konuları bu yöntemle paylaşıyorlar.

nedenwom: Bizde sürekli deneyim paylaşımı diyoruz , etkileşim diyoruz , tüketicilerin birbirleri ile iletişim kurması diyoruz
Not : Webrazzi Arda da endüstri mühendisidir. Web2.0 ve Womm içiçe geçmiş , birbirini destekleyen , yer yer aynı mesajları veren geleceğin güçlü konularıdır.

Labels: ,

Nedenwom Özel

Bu yazı oyun tutkunları yazımın devamı niteliğindedir .Ama womm konsepinin anlaşılması bakımından önemli olduğu için ayrı bir başlık altında paylaşmak istedim.

Womm de herkes mesajınızın yayılmasında bir tür kanaldır . Arkadaşlar bugün kapitalizmin geldiği son noktada womm vardır . Artık her insan kapitalizmin havuzuna kaynak aktaran bir tür kanal vazifesi görmeye başlayacak . Rekabet ve globalleşme bu türde bir sonuç doğurdu : Öyle ki , şirket içindeki satınalma bölümü tedarikçilerin , operasyon müdürleri çalışanların , pazarlama bölümleri de müşterilerin kaynaklarını şirkete aktarmaya yarayan araçlar haline gelmiştir .Tabii kanak aktarımının amacı kardır. Bugün satış-pazarlama departmanları için işe alınan pek çok kişi , hedeflenen pazardaki çevreleri , iyi ilişkileri ve sahip oldukları bağlantılar nedeniyle tercih edilmektedir. Şirketin karlılığı bir gölse , herkes bu göle su taşıyan bir deredir. Bu kadar basit ve net .Sizde ya başkasının gölüne su taşıyan bir dere olacaksınız yada risk alarak girişimci olacak, başkalarının sizin gölünüze su taşımasını sağlayacaksınız. Womm ise pazarlamacılar ve pazarlama kanallarının eski etkisini ve gücünü yitirmeye başlaması ile müşterilere fiziksel olarak daha rahat ulaşabilmeyi sağlar . Womm müşterilerin kaynaklarını , daha kolay , daha etkili şekilde , şirketlere aktarmak için bulunan en yeni araçtır . Araştırın görün ..

Ben endüstri mühendisiyim, işim kabaca şirketlerin verimlilik ve etkinliğini arttırmak .Bu konuda bana güvenebilirsiniz. Bölümümüzün ilk defa hayat bulduğu ülke Amerika'dır. Womm da Amerika çıkışlı bir araçtır. Benim çalışmalarımda odaklandığım alan ise etkin pazarlama araç ve yöntemleri bulmak , mevcut olanları da geliştirmektir. Etkin bir pazarlama yapabilmeniz için , size tavsiye edebileceğim metodlardan en güçlüsü womm'dur . Yakın gelecekte kişiselliştirme , müşteri merkezli yapılanma ve deneyimsel pazarlamayı anlatmaya başlayacağım. Kimsenin gücü bilgiyi ülkemizden ve sizlerden uzak tutmaya , bilinçlenmenize ve pazarlamada doğru yöntemleri öğrenmenize engel olmaya . Şimdilik bulduğum araçlar bunlar . Başka bir araç olduğunu öğrenirsem sizlere bilgisini geçerim . Ben kendimin ,sizlerin , ülkemizin güçlü , özgür , bağımsız ve başarılı olmasını amaçlıyor , Türkiye'yi dünyaya pazarlama uzmanı ihraç eden bir ülke haline getirmek istiyorum, tıpkı İngiltere ve Usa gibi ...

Labels: ,

Monday, May 21, 2007

İnsanlar Markalara ve Şirketlere Güvenmiyor

Tüketiciler önceki dönemlere nazaran daha uzun süre reklama maruz kalıyorlar .
•Marka tercihleri ile ilgili verilen mesajlar sık sık ve yoğun şekilde bunaltıcı oluyor.
•Medyanın parçalanarak müşterilerin kontrolüne geçmesi , müşterilerin ilgilenmedikleri reklamları zaplamalarına daha fazla imkan tanıyor.Reklamcılar tüketicilerin ilgisini çekmek , onlarla bağlantı kurmak ve konuşabilmek için şimdiye kadarkilerden farklı olan yeni kanallar bulmak zorundalar
•Herşey 90'lı yıllarda başladı . Bu yıllarda tüketciler büyük organizasyonlara duydukları güveni yavaş yavaş kayboluyordu . Önce hükümetler , sonra şirketler , en sonunda da markalar bu güven kaybından nasibini aldı . ( Türkiyede Yimpaş Kombassan Jetpa vakaları , Emlak Bankası ve İmar Bankası tecrübeleri , İski ve Ergun Göknel yolsuzlukları , Uğur Dündarın gıda terörü başlıklı haberleri , Amerika'da patlak veren Enron Skandalı ,Susurluk Skandalı , Lösemili Çocuklar Vakfı skandalı , ...)
•Bunun yerine tüketiciler güvenilir kaynaklar olarak ailelerine ve arkadaşlarına yönelmeye başladılar
•Bu kişiler yakınlarına kendi geçmiş kişisel tecrübelerine dayalı görüşlerini paylaşıyor , pazarlamacıların yaptığı gibi lafı kıvırmıyor ve de dikkat çekmeye yönelik abartılı , aldatmaca dolu sözler söylemiyorlardı.

buda her geçen gün dah fazla sayıda insanın yakınlarının tavsiyelerine dikkate alarak karar almasını beraberinde getirdi .

Peki nasıl wom yapacağız ?
•Onlara bir arkadaş gibi yaklaşacağız
•Konuşmaları için bir sebep vereceğiz
•Deneyimleri paylaşmaları için onları güçlendireceğiz

Nickola Amstrong & Connected Marketing Elsevier 2006

Labels: ,

Seçenek Özgürlüğü Mü , Seçenek Zulmü mü ?

Bugünkü çağda sahip olduğumuz seçenek sayısı çok fazla : 285 çerez türü, 230 farklı sabun ,100lerce cep telefonu ,hazır çorba hazır tatlı ve makarna , 110 farklı tv modeli (lcd ,dvd, tüp..),

Neden Seçenekler İnsanları Mutsuz Eder ?
1.Pişmanlık : Seçenekler insanları pişmanlık duygusu verir .Seçmedikleri alternatifler için pişman olacağı hissi yaratır .İnsanın alternatifler içinde bir tanesini seçmekle kaybedecekleri (yani fırsat maliyeti) artar , bu da insanı kararsızlığa yöneltir. Yada temel düzeyde beklentilerini karşılayacak basit alternatiflare . Çok fazla seçeneğe sahip olmak , aradığını daha kolay bulacağını sanan insanı ilkin mutlu ederken , seçenekler arasında yaşanan kararsızlık nedenliyle, bir süre sonra kendini daha kötü hissetmesi ile sonlanır .Seçenek bolluğu insanlarda hatalı bir karar verme endişesi doğuru. Bu da kişiyi kararsızlığa götürür .

2. Fırsat Maliyeti : Karşı tarafa ne kadar fazla adette teklif sunarsan , herbiri o kadar daha az çekici görünecektir.

3.Beklentilerin Artışı : Seçenekler neden insanları mutsuz eder ? : O anki seçimi dışında kalan , sahip olamadığı ve erişemeyeceği alternatiflerin farketmek kişiyi üzer . İster istemez kişinin beklentileri artar . İmkanlarının yettiği alternatife karşı bir isteksizlik ilgisizlik başlar .( Kendinizden hesap edin .Etrafta bu kadar çok güzel kız görmemiş olsaydınız , beklentileriniz bu kadar yükselir miydi ? Tanıdığınız çirkin kızlara şimdikinden daha yakın , sıcak , ilgili davranmaz mıydınız ? Yada 2007 model bir Mini Cooper ı , bir Peugot 307yi , bir Wolkswagen Golf'u duymamış görmemiş bilmemiş olsaydınız, 97 model eski bir Brodway almak için bu kadar düşünürmüydünüz ? ) Ders : Tatmin olup olmamanın kriteri yaşanan tecrübenin beklentileri karşılayıp karşılamamasıdır .

4.Kendini sorumlu tutmak ve suçlamak : Seçeneklerin sayısı arttıkça , alıcının alım yönünde bir karar vererek seçim yapma olasılığı azalır .Seçenekler arttıkça memnuniyette azalır . ( Hiç bir kıyafet yada ayakkabı aldıktan hemen sonra , aynısını çok daha ucuza bulduğunuz yada istediğinize çok daha yakın modelde ( renk yada bedende olabilir ) başka bir alternatife rastlayıp , üzülerek tüh kahretsin dediğiniz olmadı mı ? Dahası bu deneyimden sonra , satın aldığınız herşeyde , buna benzer bir endişe yaşamadınız mı ? )
Schwartın Diğer Yazısı

Bu kadar çok seçeneğin klasik yöntemlerle kendini tanıtmaya çalışması nedeniyle , mass medya etkinliğini yitirmeye başlamıştır. Biz sizlere sürekli olarak , artık mecralardan yaptığınız reklamlara dayalı satış tahminlerinize dikkat edin diyor , womm uygulamaları ilede bu çalışmaları desteklemeniz gerektiğini söylüyoruz.

Sizce womm dışındaki konuları ayrı bir blogdamı sizlerle paylaşmalıyım yoksa nedenwom.blogspot.com içinde mi yayınlamalıyım ? Ayrı blogda açarsam bunu duyurmak , tanıtmak , algılanmasını sağlamak , trafik çekmek zor olacak . Burada yayınlarsam da diğer womm yazıları ile karışacak womm in ne olduğu ile ilgili mesaj verebilme gücüm azalacak . Bu konudaki fikirlerinizi öğrenmek beni mutlu edecek.

Labels: ,

Pazarlama İçin Yeni Bir Model : Mc Kinsey

Mc Kinsey Danışmanlığın sitesinde rastladığım bir makale .Paylaşmak istedim .
Dünya çapında 40'dan fazla üst düzey pazarlama yönetmeni şu konuda hemfikirler : Müşteri segmentleri ,ürünler , medya araçları , pazarlamayı daha karmaşık ,daha pahalı ve daha verimsiz hale getirdi .
Mass medya ile bu birçok segmente bölünmüş halde olan müşterilere ulaşman çok pahalı ve güç . Modern toplum , özellikle göçler sonucunda daha da bölündü çok kültürlü bir yapıya büründü .Gelir grupları zengin ve fakir şeklinde daha da kutuplaştı. Bu etkenler yeni yeni müşteri segmentleri oluştururken , mevcut segmentleri de daha belirgin hale getirdi. Artan rekabet sonucu, durmadan büyümeyi hedefleyen firmalar bugün şirketler daha dar küçük segmentlerde yer alan , ancak daha fazla talepleri olan müşterileri hedeflemek zorunda .Çünkü bugün müşterinin önünde duran , alternatif ürün ve servis sayısı 2 hatta 3 katına çıktı .
Alt marka sayısındaki artış ve markaların çizgisel genişlemesi , medyanın verdiği mesajlar yardımıyla satması gereken ürün sayısını inanılmaz boyutlara çıkardı . Bu da ciddi bir mesaj kirliliği ile sonuçlandı . 20 yıl önce büyük firmalar kitlesel iletişim araçları ile nüfusun yüzde 80 ine ulaşabilirken , firmalar bugün aynı kitleye ulaşmak için % 20 daha fazla mesaj vermek zorundalar .Pazarlama programlarının etkinliğini ölçmek gitgide zorlaşıyor ve karmaşık bir hal alıyor. Dağıtım kanallarının çeşitlenmesi ile buradan gelen müşteriye ait bilgilerinin entegre olamaması ve bu nedenle müşteriyi tanıyamama ve onun isteklerini anlayamama da bir diğer sorun


Yeni dünya düzeni şirketlerin pazarlama anlayışını değiştirmek zorunda bırakacak (ürün,kategori ve kanal merkezli yapılanma yerine müşteri segmentleri merkezli bir yapılanma yaşanacak göreceksiniz bunları teker teker ) Müşteri segmentlerinden birkaçına odaklanmaları gerekecek . (segment marketing eğitiminde bunla ilgili örnekler var )


Bu yüzden size womm a geçiş yapmalıyız .Kaynaklarımızı ufak ufak daha etkili araçlara yönlendirmeliyiz. P&G Ve Coca Cola nın global marketing politikalarındaki değişimi inceleyebilirsiniz bunları görebilmek için . (Müşteri Merkezli Yapılanma Dönüşüm Projeleri , Etkilişimli Pazarlama Uygulamaları , Eventler , İnteraktif Oyunlar ,Blogging , Marka Aşıkları Yaratma Projeleri ,Kanaat Önderlerini Aktive Etme ,Etkilileri Aktive Etme , Müşterilerinizi Aktive Etme , Topluluklar Yaratma , Deneyim Paylaşım Etkinlikleri ...)

Labels: ,

Saturday, May 19, 2007

Tek Yönlü İletişim Araçlarını Terkedin Artık : Karşınızdaki de Bir İnsan

Bu arkadaşlar beni birgün sinirden acile yollatacaklar yani Bu seferde bluetoothla ofis önünden geçen insanlara mesaj gönderme sevdasına kapılmışlar. Biz defalarca artık mecraların kirlendiğinden,standart bir mesajın birbirinden çok farklı insanlara gönderilmesinin çok etkisiz , verimsiz ,rahatsız edici , hatta zarar verici olduğundan bahsediyoruz ; siz hala mesajınızı tek yönlü olarak ilgili ilgisiz herkese gönderme çalışıyorsunuz , çok yazık yaa .

Biz dediler gibi şunları anlatmıyormuyuz :Karşılıklı etkileşim , paylaşım , güven sağlama , ilişki kurma , duygulara hitap etme , kişiye özel tanıtım , farklılaştırılmış pazarlama , izinli pazarlama . Ama demekki yeterince net ifade edemiyoruz sizlere bunları , hala tek yönlü kitlesel iletişimden medet umuluyor çünkü. Daha iki yazı önce 'İletişimde Monolog Diyaloğa Dönüşüyor ' başlıklı trendden bahsettikten sonra , bunları görmek üzücü. Siz siz olun artık müşterinizin bir insan olduğunu anlayın , mesaj yollamaktan da vazgeçin .

Bilgi Rekabetinde Var Olabilmek İçin , Daha Fazla Güvene , Paylaşıma ve İşbirliğine İhtiyacımız Var

19 mayıs hepimize kutlu olsun arkadaşlar .Bizim artık elimizdeki en güçlü silah bilgi olmalıdır . Uluslar artık ekonomileri ve sahip oldukları bilgi ile rekabet etmektedir. Bu nedenle hepinizin bu mücadelemize desteğinizi bekliyorum . Ben kendi uzmanlık konularım çerçevesinde elimden geldiği kadar Amerika ve İngiltere'de var olan bilgiyi sizlere transfer etmeye uğraşıyorum. Yaptığım çeviriler , bulduğum araştırma sonuçları , trend bilgileri , yabancı örnekler , yerli benzerleri derken bulunduğum noktada yetkinliğimle sizlere güven veren bir kişi olmaya çalışıyorum .Umarım sizlerden gelecek destekle birlikte , paylaştığım bu bilgileri ülkemiz için birer başarı projelerine dönüştürüceğiz .

Friday, May 18, 2007

İletişimde Monolog Diyaloğa Dönüşüyor


İşte burada pazarlama iletişimin modern halini görüyorsunuz .Tek yönlü klasik pazarlama araçları monolog şeklindedir . Modern araçlar ise dialog ve etkileşimi esas alır .

Artık pazarlama iletişimi iki yönlü . Alıcı taraf yani müşteri sizinle iletişim kurmak istiyor. Yeri geliyor sizin yeni ürünlerinizin tasarımlarına katılıyor ,yeri geliyor sizin şirket blogunuza yazdığı yazılarla sizi yönlendiriyor, yada kuracağınız deneyim paylaşım siteleri sayesinde kendi fikrini hem sizinle hemde diğer müşterilerle paylaşıyor.

Siz müşterinize verdiğiniz mutluluğu başkaları ile paylaşabilmesini kolaylaştırmalısınız , yada müşteriyi kızdırıp incittiyseniz bu duygusunu herkesle paylaşabileceği ortamlar yaratmalısınız .Bence müşteri ile olan ilişkinizi , onun hislerine duyarsız kalarak riske atıyorsunuz . Ülkemizde hala şirket bloglarına insanlar olumsuz şeyler yazarlarsa ne yaparız korkusu var .Bu nedenle firmalar müşterilerin yorumlarından ve düşüncelerinden inanılmaz derecede korkuyorlar .
Umarım bir gün fikirleri değişir.

Labels: ,

Satınalma Karar Süreci ve Womm Etkisi

Cengiz Çatalkayanın Womm yorumunu paylaşmadan geçemeyeceğim . Çok güzel anlatmış , tebrik ederim :

''İnsanlar bir ürünü satın alırken, karasızdırlar. Karar vermelerini kolaylaştırmak için şirketler, reklam ve broşürlerle ürünü desteklerler. Ama günde binlerce reklam maruz kalan bir tüketicini reklamlara göre satın alma oranı, binde bir dir. Ama arkadaşından veya bir topluluktan tavsiye alınan üründe bu oran neredeyse beşte birdir. Neredeyse 200 kat daha etkili ve ücretsiz.

Tavsiyeler inandırıcıdır, ve müşterinin karar verme hızını inanılmaz derecede yükseltebilirler. Pazarlamacıların asıl amacı da karar verme sürecini kısaltmak ve karar hızlandırıcı sistemler kurmaktır. Bu sistemde ürün yayınlayan kullanıcılar, ürünün reklamına maruz kalmış, ürünü almış, denemişlerdir. Kısaca bu kullanıcılar, filtreleme yaparak, en son haliyle ürünü size sunmuşlardır. Bu filtreleme en iyi ürüne en uygun fiyata ve en hızlı şekilde ulaşmanıza yol açacaktır.

Olası müşteriler için,kararları kolaylaştırarak, karar sürecini kısaltmak, katlanan bir satış getirebilir. Özellikle online ortamda web 2.0’ın üreten tüketici’siyle bunu gerçekleştirmek daha kolay.''

Labels: ,

Tüketiciye Mesaj Vermeye Devam Etmeyin Kafasını İyice Karıştırıyorsunuz


Gerçekler :
İnsanların çok az zamanları ve çok fazla seçenekleri var
Pek çok teklif ve öneri gerek kalite gerekse özellik olarak biribirine yakın
Biz güven duyduğumuz seçenekleri satın almaya eğilimliyiz

Womm bunca karmaşanın içinde tüketicinin imdadına yetişen bir cankurtaran gibidir .Gerek konu hakkında bilgili arkadaşlarımızın görüşleri , gerekse bize benzeyen insaların tavsiyeleri , bize hangi ürünü seçmemiz gerektiği hususunda bize yardımcı olur ve zaman kazandırır.

Labels: ,

Thursday, May 17, 2007

İnsanlar Kendilerini Koruma İçgüdüsü İle Hareket Eder

Tuba Üstünerin Ropörtajından seçtiklerim ve yorumlarım :
'Coleman’ın verdiği örneği kullanalım. “Elmas alacaksanız, nasıl bir çarşıdan almak istersiniz? Tüm satıcıların birbiri ile akraba olduğu bir çarşıdan mı yoksa kimsenin birbirini tanımadığı bir çarşıdan mı? Birincisini tercih ederiz değil mi? Neden? Çünkü eğer kuzenlerden bir tanesi bize kötü elmas satarsa öbürleri tüm ailenin imajı zedelenir diye ona bir takım yaptırımlarda bulunurlar. Bunu bildiği için de her kuzen ayağını denk alır.”Herkesin birbirini tanıdığı networklerde birinin birisini kandırması çok zordur. Çünkü hemen yüzleştirme imkanı vardır'


nedenwom.blogspot.com : İnsanlar kendilerini koruma içgüdüleri ile hareket ediyorlar. Sanıyorlarki tanıdık olunca kazıklanma riski düşük , gel gör ki bu düşünce koca bir yalan. Hele de Türkiyede . Burası adeta akrabaları ve tanıdıkları tarafından dolandırılan , aldatılan, , kazıklananların merkezi . Ama tüketiciler bu yalana inanıyor ve bu yönde hareket ediyor , yapacak bişiy yok. Norveçte % 65 olan insanların birbirine uydukları güven seviyesi türkiyede % 6,5 . Buda otomatikman bizi korkak davranmaya ve tanımadıklarımızın söylediklerine güvenmemeye , tanıdıklarımızın söylediklerine inanmaya , onlarla iş yapmaya sürüklüyor. Bu nedenle reklamlara da satış temsilcilerine de size de inanmıyorlar ..Dostlarına yada kanaat önderi dediğimiz kişilere bakıyor onlara göre hareket ediyorlar . Yada ürünün başkaları tarafından yoğun şekilde kullanılıp kullanılmadığına bakıyor , popüler ürünlere yöneliyorlar ( Nokia 3310* 6600 , Renault-Tofaç araçlar ; Beylikdüzü , Bahçeşehir , Ümraniye , gibi semtlerdeki konutlar )

Ben deliler gibi size demiyor muyum , 'Sizin firmanız bir çatı olmalı, bu çatı altında insanlar birbirleri ile iletişim kurmalı , üyelikler oluşturmalısınız , mevcut müşterilerinizi ve potansiyel müşterilerle biraraya getirmeli , onları birbirleriyle kaynaştırmalı, aktiviteler ,geceler , partiler , yarışmalar , eğlenceler ,galalar tertiplemelisiniz diye. Artık değer bu şekilde yaratılıyor. İnsanlar sizin topluluğunuzun bir parçası olmak için sizi tercih ediyor .Oraya üye diğer insanlarla tanışma olanağı sunuyorsunuz çünkü onlara eğer siz bir topluluğa sahip değilseniz tercih edilme şansınız azalıyor.

Labels: ,

İnsanların Mesajınıza Dikkat Edecek Zamanı Yoook

USA'DEN ( NEW YORK ) WOMM KONUSUNDA ÇALIŞMALAR YAPAN BİR ARKADAŞIMIZIN KONU İLE İLGİLİ YORUMLARI ÇOK GÜZEL . UMARIM KENDİSİNİ TÜRKİYEYE'DE GETİRMEYİ BAŞARIRIZ KONUŞMACI OLARAK. SİZLERE PAYLAŞMAK İSTEDİM .

''TAVSİYE EDERİM TÜKETİCİYİ NASIL KENDİNİZE BAĞLAYABİLİRSİNİZ? SİZİNLE GEÇİRDİĞİ ZAMANIN NASIL DAHA DEĞERLİ OLMASINI SAĞLAYABİLİRSİNİZ? HERKES BİR KOŞUŞTURMACA İÇİNDE. HİÇBİR TÜKETİCİNİN SİZİN MESAJINIZI DİNLEMEYE NE ZAMANI NE DE ENERJİSİ VAR. MTV NETWORKS EXECUTİVE VİCE PRESİDENT’I COLLEN FAHEY, RUSH OTX ONLİNE ARAŞTIRMA ŞİRKETİYLE 4,213 GÖNÜLLÜ DENEĞİN NORMAL BİR GÜNDE YAPTIKLARI İŞLERİ ALT ALTTA YAZMIŞLAR. SONUC? 20. YÜZYIL İNSANININ 31 SAATLİK AKTİVİTEYİ 24 SAATE YAPTIĞI ORTAYA ÇIKMIŞ. REKLAMCILAR VE REKLAM VERENLERİN İLK DÜŞÜNMESİ GEREKEN KONU, İLGİSİ FARKLI MECRALARA BÖLÜNMÜŞ TÜKETİCİYE NE YAPMALI DA SEÇİLEN MECRADA İLETİLEN MARKA MESAJINI EN EFEKTİF ŞEKİLDE DUYURMALI?

TÜKETİCİNİN İLGİSİNİ ÇEKMEK NE YAZIK Kİ ARTIK YETERLİ OLMUYOR. BİR DÖNEM SANATTA ŞOK ETMENİN KABUL GÖRÜP SONRASINDA BİR ANLAM İFADE ETMEDİĞİ GİBİ SURATINA TOKAT ATIP İLGİSİNİ ÇEKTİĞİN TÜKETİCİ ARTIK KENDİSİNİN DE BİR ELİNİN OLDUĞUNU FARK ETTİ. CEVABINI GAYET GÜZEL BİR ŞEKİLDE HİÇ GECİKTİRMEDEN VERİYOR. NE YAZIK Kİ MECRA KİRLİLİĞİ HAD SAFHAYA VARMIŞ DURUMDA. HERGÜN YENİ BİR ŞEYİN ÇIKTIĞI, YENİ BİR BLOGUN, SİTENİN, ÜNLÜNÜN POPÜLER OLDUĞU BİR ORTAMDA KİME NE ŞEKİLDE SESLENİYORSUN? TÜKETİCİNE NE DİYORSUN? İLETİŞİMDE STRATEJİ BİR KERE DAHA ÖNEM KAZANIYOR.

AMERİKADA ŞU AN EN POPÜLER KONULAR ŞUNLAR :

1. SANA ÖZEL( MASS CUSTİMİZATİON BAŞLIĞI İLE KONU HAKKINDAKİ EGİTİM HAZIR )

2. DAHA HIZLI ( MC DONALD EXPRESS, TESCO EXPRESS, CARREFOUR EXPRESS , TEB EXPRESS ,AKBANK AMERİCAN EXPRESS,CEPTEN KREDİ.. )

3. DAHA AKILLI, DAHA KOLAY ( BASİTLİK&SADELİK BAŞLIĞI İLE KONU HAKKINDAKİ EĞİTİM HAZIR ) ''

Labels: ,

Amerika'da Yılın Anahtar Kelimesi :Customer Generated Media

Yılın Anahtar Kelimesi “Consumer Generated Media”Tam açıklaması blog, wiki, forum gibi tartışma ortamlarında tüketicilerin kullandıkları veya satın aldıkları ürünler hakkında konuşması anlamına geliyor. Tüketiciler bir ürünü satın almadan önce internette hiç tanımadıkları, görmedikleri insanlara reklamlardan daha fazla güvenir olunca biz de haftada en az iki toplantıda tüketicilerimizi markamız hakkında nasıl konuştururuz diye tartışır olduk. En az beş fikirle gelmeyenin maaşını hakketmediğine dair bir kanı oluştu.

Labels: ,

Sizin Marka Aşıklarınız Varmı ?


Jacki Huba’nın ‘Müşteri aşıkları yaratmak’ konuşmasından notlar :


Müşterilerin bir sahiplik duygusu içinde olması ve senin başarın konusunda kendilerini sorumlu hissetmesi gerekir Southweast havayolları yolcuların uçuş mürettabatı ile görüşmelerine bile izin verir.

Bugün artık pek çok firma gelen çağrıların çoğunun önerilerden oluşması nedeniyle call centerler ile pazarlama departmanlarını birleştirmeye başlamıştır .
Marka aşıkları seni hem savunur hem de destekler .Ama her şeyden önce senin dikkate değer bir ürünün olmalı yoksa kaybolup gitmen işten bile değil .

Marka Aşıkları Yaratmanın İlkeleri
1.Müşterilerin senin hakkında ne düşünüyor biliyor musun ? Kimpton otellerinin ceo’su her gün 10 müşterisi arayıp otel deneyimlerinin nasıl olduğunu sormaktadır Senin müşterilerinin yardımına ihtiyacın var .sakın herşey yolunda gidiyormuş gibi davranma .Müşterilerden aldığın bilgiyi kendini düzeltmek için kullan.
2.Topluluklar Yarat
Pek çok firmada müşteriler müşteri listeleri üzerindeki satış rakamlarından ibarettir. Firmalar müşterilerine karşı çok ilgili ve düşünceli olduklarını sanıyorlar ama gerçekte isimlerini bile bilmezler. Onlar sadece markalarını müşterilere göstermeye çalışırlar , onları dinlemeye değil
Senin marka aşıklarının bir araya geleceği bir yer var mı ?
3.Bir Sebep Yarat
Sen gerçekten ne satıyorsun ? Müşterilerin senden biri ürün mi alıyor bir sebep mi ? ( İnsanları senin ürününü tercih etmeleri için bir bahaneleri olmalı işte biz bunun için insanlarda saklı olan bu bahaneleri ortaya çıkaralım ve bu bahaneler alım isteğini tetiklesin istiyoruz)
4.Bir Lokmalık Tadımlık Parçalar Üret.
İnsanların senin ürünün tatmalarının kolay bir yolu var mı ? Diyelim ki birisi senin ürünün tavsiye etti.Müşteri nasıl deneyecek ve tadına bakacak bu ürünün .Pek çok sponsorluklarda yada etkinliklerde ne yazık ki insanlara ürünü deneme imkanı sunulmaz . İnsanın ürünün afişini görüp onu satın almak isteyeceği farz edilir
5.Marka Aşıklarını Yanına Al
Onlar şirket için senin yapabileceğinden çok daha fazla fayda sağlayabilirler bu nedenle onlarla kesintisiz bir bilgi akışı sağlamak zorundasın

Womm Eğitimlerine Dikkat

Bu sabah G.Silverman'ın blogunu inceliyordum : Dikkatimi çeken şeyleri paylaşmak istedim . Sizlerin womm i iyi bilen kişilerin yardımlarıyla womm u nasıl yapacağınızı düşünmenizi tavsiye ederim . Marka algınıza zarar vermeniz veya mesajınızın negatif womma çevrilmesi hoş olmaz . Gelelim Silverman'ın yorumlarına :

'Womm sunumları taktik ,teknik ve metodlarla dolu olması çok üzücü , Çünkü esas önemli olan aslında hedef , amaç ve niyet daha da önemlisi stratejidir.

Birçok wom konuşmacısı yapay ve yüzeysel bir mesajın yayılmasını sağlamak üzerine konuşmalarını yapmakta . Bunların hepsi ürün hakkında konuşmaktan ziyade ürün imajını biraz daha parlatacak konuşmalar yaratmaya odaklanmakadır.

Şimdiki womm hareketinin amacından sapmasından endişeleniyorum . Pazarlamacılar , insanların ürünleri arkadaşlarına tavsiye edecek kadar olağandışı , yaratıcı , zekice ve farklı ürünleri nasıl tasarlayacaklarına odaklanmalılar. Yoksa ortaya yeni çıkmış olan , insanları konuşturma becerisi üzerine kurulu bir taktik ile sadece markalarını parlatmış olacaklar o kadar .

Wom tamamen bir samimiyet ,sadakat , güven ve aşk işidir.İnsanlarla bu tip bir bağınız varsa womm kendiliğinden oluşur. Womm içinden istediğiniz zaman aradığınız şeyi bulduğunuz bir alet edavat çantası değildir.

Dell ve Microsoft bile akılmaz biçimde esaslı bir ürün aşkı , sadakat ve güvene yol açacak değişikliklerin neler olabileceğini düşünüyorlar .Bu tür değişiklikleri nasıl yapacakları hakkındada değil .Kolay ve basitçe insanları konuşturma taktikleri üzerine çalışıyorlar , çok yazık

Sen insanları uyandırsan , ürünün hakkında konuşmaya motive etsen , ürününün konuşmaya değer bir özelliği yoksa kaç yazar .Örneğin Microsoft Vistayı çıkardı .Ben bilgisayarıma vistayı kurduğumda ne elde edeceğim ? Yeni özelliklerin benim için çok faydalı olduğunu bana nasıl anlatacaklar ? Dikkate değer, göze çarpan , fevkalade ve eşsiz bir ürün yaptıktan sonra womma başlayın
''

Labels: ,

Wednesday, May 16, 2007

Yonjadan Kız Ayarlamaya Çalışan Arkadaşlar : Tek Yol Bu Değil

Seth Godin, günümüz ilgi çekmeye çalışan klasik metotlarını, evlenmek isteyen birinin, bekarların gittiği barlara gidip her önüne gelene evlenme teklif etmesiyle bir tutuyor
‘Bu yöntem evlenmek için ne kadar saçmaysa, geleneksel reklam metotları da o kadar saçma’ diyor
'Yapılması gereken adaylarla çıkmaya başlamak doğru kişilere , doğru yerde , doğru şeyleri söylemektir 'diyor Seth Godin


Yukarıdaki linke tıklarsanız yonjada kız arayan arkadaşların , elde etmek istedikleri kız için neler yaptığını ve bunların etkisinin ne kadar az olacağını görebilirsiniz .

Hedef kitlenize mesajınızı ulaştırmak için bu tür klasik itme sistemi mantığı ile çalışan mecralar size sadece vakit kaybettirecektir.

Hedef kitlenizin sizin hakkınızda konuşmasını nasıl sağlayacağınızı düşünmelisiniz , karşı tarafın sizi kabul etmesi için , onu zorlamaya çalışmak ,kendinizi ona güzel şekilde sunmaya çalışmak , çok etkisiz ve eski bir modeldir , işe de yaramaz , deneyin görün ... Womm + istek yaratmak bildiğim en etkili araçlar

Labels: ,

Reklamlara Çok Bel Bağlamayın :Tivo Gibi Teknolojiler Geliyor

Tivo, insanlara televizyonda istedikleri programı istedikleri zaman, kesintisiz (reklam vs diğer kesintiler olmadan) izleme imkanı sunan bir servis. (bir kayıt cihazı yardımıyla çalışıyor)

TiVo sistemleri sadece kayıt yapmak değil kullanıcının neleri tercih ettiğini öngörmek, ona göre TV programlarının yayın akışlarını takip edip, kullanıcıya gelecek yayınlardan öneriler sunma özeliğine sahiptir. canlı yayınları durdurma, zaman kaydırma gibi işlemler yapabilir.

İzlemek istediğiniz herşeyi izlemeye 10 dakika geç geliyorsunuz. Sonra izlemeye başladıktan sonra araya reklamlar falan girdiğinde zipleyerek gerçek zamanlı yayına yetişiyorsunuz. Telefon çaldığında yayını durdurabiliyor olmak ta çok keyif verici birşey. Canlı yayının tüm özellikleri her an elinizin altında. Tabii daha akıllıca konulmuş bazı özellikler de var.



Yeni Mac mini'lere bir DVR yazılımı ekleniyormuş. Bu demektir ki, mac mini'nizi televizyonun yanına koyuyorsunuz, amerikadaysanız, tivo servisine abone oluyorsunuz, ve atıyorum lost'un bütün bölümlerini bana çek diyorsunuz, hepsini yakalıyor çekiyor, canınız istediği zaman seyrediyorsunuz. Türkiye'deyseniz bir de internet bağlantısı ve Tvtad gibi bir program ekleyip, bittorrent denizine açılıyorsunuz. herhalükarda, artık kendi monitörünüzden film seyretmeyi bırakınız. Gözlerinize yazık.


Labels: , ,

Tuesday, May 15, 2007

Artık Daha Fazla Mesaj Vermeye Çalışmayın , Hem Kendi Marka Algınızı Zedeliyor ,Hem de Müşterilerinize Zarar Veriyorsunuz


Her marka ve firma , bu tip binlerce mesajı , herkese hitap eden bu tip kitlesel mecralarda hergün yayınlıyor. Tüketici ise kendisi ile alakası olmayan bunca mesajı algılamaya uğraşmak yerine , bilinçaltı yardımıyla otomatik olarak reddediyor . En basitinden kendinizi bir düşünün .Yani bunca reklamın içinde kendini ilgilendirebilecek olan birkaç ürün veya bilgiyi kaçırmamak için dikkat, ilgi ve enerjisini bu mesaj raflarına vermiyor . Tüketicinin zamanı yok , o ağır bir stres içinde yaşamını sürdürme derdinde . Yorgun , kırgın , ilgiye muhtaç , umutsuz ve kendisine bencilce bişiyler satmak isteyenlerden bıkmış . Bu nedenle sizin para vererek birilerine yaptırdığınız bu reklam çalışmaları , satın aldığınız mecralar ; ancak bir womm yaratma özelliği varsa beklediğiniz olumlu etkiyi yaratabiliyor ; aksi taktirde müşteri için bunlar duvar kağıdından farksız , bana inanmıyorsanız Coca Cola ve P&G CMO larına sorun . Ben nedenwom.com da bu konudaki değişimi ve çokululslu şirketlerin aldıkları global kararları tek tek ve açık açık yazdım. Bunca mesaj yoğunluğu içinde , algılanma olasılığınızın çok çok düşük olduğunu söylüyorum bu kadar. Kendinizi hedef tüketicinize tanıtma sorumluluğunu birilerine para vererek , kısa yoldan üzerinizden atamayacağınızı bir anlasanız!

Labels: ,

Monday, May 14, 2007

Türkiye Konuşmayı Seven İnsanların Yaşadığı Bir Ülke


Yüce Zerey'in Türkiyedeki womm fırsatını anlatmak adına kalem aldığı yazıyı çok beğendim.Yüce Zerey'in yazısından bir bölümü paylaşmak istiyorum :
' WOMM, bize çok yakın olan ve kullandığımız bir kavram. Çünkü bizler konuşmayı seven bir milletiz.
• Sabahlara kadar süren ve hiçbir sonuç alınamayan tartışma programları
• Toplumun her kesiminden, her yaş ve statüden insanın yaptığı bitmez tükenmez futbol sohbetleri
• Erkeklerin berber, bayanların kuaför sohbetleri, saç, bakım malzemeleri, still, yaşam tarzı tavsiyeleri
• Hastane kuyruklarında, ziyaret esnasında ilaç veya doktor tavsiyeleri
• Kaza yapan iki aracın başında yapılan kaza analizleri, kurulan mahkemeler, infaz masaları, ilk yardım teknikleri
• Bayanların bir araya gelerek yapmış oldukları Altın günleri ve pasta, keki tarifleri, TV dizileri, alışveriş tavsiyeleri
• İşte yemekhane sohbetleri, çay molalarında yapılan sohbetler, iş çıkışı kahve sohbetleri, hafta sonu cafe sohbetleri, okulda kantin sohbetleri, akraba ziyaretleri
Müşterilerinizin yaptıklarının analiz edilmesi gerekiyor. Ürününüzü deniyorlar mı? nasıl deniyorlar? hangi kriterleri kullanıyorlar. (İnsanlar duyguları ile hareket ederler, mantıkla karar verirler. Tutkuyla mantığı birleştirmemiz gerekir. İçinde tutku olmayan milyonlarca bilgiye maruz kalıyoruz)
Aynı konu ile ilgili tespit ettiğim bir yazıyıda eklemek istedim
'Blogherald.com'a göre Türkiye'de yüz binin üzerinde blog yazan şahıs var. Araştırma şirketi Roper da, Türkiye'yi en fazla Internet forumu kullanılan ülkeler arasında gösteriyor. Teknolojiye, yeniliğe açık bir toplumuz. İnsan ilişkilerimiz, aile, dostluk bağlarımız kuvvetli. Araştırmalardan öte, toplum olarak kimin ne dediğine çok önem veren, bireyi geriye itip, kollektif yaşayan bir sosyal toplumuz. Tüm bu öğeleri bir arada düşünürsek, Türk toplumu word of mouth denilen bu pazarlama şekline son derece yatkın.'

Labels: ,

Markanız Kulaktan Kulağa Yayılıyor mu?

Pazarlama Gurusu Justin Kirbya göre , Womm'un gelişmesinde iki unsur öne çıkıyor :
Bunlardan biri internetin yarattığı medya devrimi, diğeri ise TV gibi kitlesel pazarlama araçlarının parçalanmış yapıları nedeniyle maliyetlerinin giderek yükselmesi.

KKP'nin online ve offline olmak üzere iki türü bulunuyor. Online KKP'de bloglar, mailler, mail gruplar, youtube, myspace gibi sosyal ortamlar etkili olurken, offline KKP'de insanların sosyal ilişki ağları önem kazanıyor.

Kulaktan kulağa pazarlama iki türde ortaya çıkıyor; bunlardan biri söylenti olarak yayılma (Buzz) diğeri ise tüketicilerin bir markanın avukatlığını üstlenmeleri (Advocacy) ve markayı başkalarına karşı savunur hale gelmeleri.

Kirby, insanların markanız hakkında iyi veya kötü fikir sahibi olmalarından daha çok, sizin onların bu düşüncelerinin nedenlerini bilmenizin daha önemli olduğunu söylüyor. Müşterinizi dinleyip nedenleri ne kadar anlayabilirseniz, onların sizin hakkınızda olumlu düşünmeleri ve tavsiyede bulunmaları şansını da o kadar artırabiliyorsunuz.

Labels: ,

Bilgi Eksikliği , Korku , Riskten kaçınma , Bilinmeyeni Denemeye Karşı İsteksizlik , Düşük Satışlar

Çözüm : Womm

Robin Sharma şöyle diyor :

Hayatta hayal ettiğimiz “değişiklikleri” yapmamıza engel olan dört faktör var:

- Korku: Bilinenin bilinmeyene olan üstünlüğü. Korktuğun şey neyse, artık korkmayana kadar onun üstüne git.(Womm sayesinde markanız ürününüz ve siz bilinir hale geliyorsunuz. Tüketiciler sizi risksiz olarak algılamaya başlıyor , çünkü sizin hakkında birşeyler duymuş olmak size güvenebileceklerini düşünmelerini sağlıyor .Müşteri aklında sizden zarar gelmeyeceği ile ilgili bir hikaye uydurma şansı buluyor .Bu da tüketicinin markanızı ve ürününüzü denemeye cesaret edecek gücü kendinde bulması anlamına geliyor .

- Başarısızlık: Başarısız olmak istemediğimiz için denemeye dahi kalkışmamak. Oysa en büyük başarısızlık denemeyi başaramamak.( İnsanlar olumsuz deneyimler yaşamaktan ve risk almakan nefret ederler .Çünkü genlerinde binlerce yıldır atalarının geçmişte aldıkları riskler sonucu yaşadıkları talihsiz ve kötü sonuçlara yol açmış durumlar yazılıdır. Bu nedenle kendileri için daha az değer vadetse , daha fazla ücret gerektirse dahi bildikleri tanıdıkları alternatiflerle , isteklerini ve ihtiyaçlarını giderirler. Bu da bir bakıma markaları neden seçtiğimizi hatırlatıyor bize. )

Labels: ,

Dedikodu Pazarlanır Mı ?

Tunç un blogunda yer verdiği bir Womm yazısı .Yorumlar benim çok hoşuma gitti :

Bence Türkiye’de ihtiyaca dayalı tüketime yavaş yavaş doyuyoruz (hala büyük şehirlerle sınırlı olsa da). Bu da ihtiyaç yaratmak zorunda bırakıyor üreticileri. Daha önce hayatımızda olmayan birşeyin, aslında bizim için ne kadar büyük bir eksik olduğunu anlatmak zorundalar artık.
Özlem Cihan

Bir de piyasada artık ihtiyaca göre ürün üretim dönemi bitti benim gözlemlediğim. Yeni bir ürün üretiliyor ve bunun ihtiyaç duyulası özellikleri ön planda tutuluyor ve ürün yüksek pazar paylarına sahip oluyor…Mehmet Eskici

Magazin programlarında, dünyaca ünlü dergilerde pazarlanan nedir ki? O kadar meraklıyız ki zaten dedikodu yapıyoruz, bir de akıllı insanlar madem bu çok kullanılıyor, bunu da satalım demişler. Ama bu iyi bir şey mi?Gülriz Hande Saraç

Labels: ,

KobiFinans' tan Womm Yazıları

İnsanlar, başkalarıyla her şeyden çok, bir tür duygusal ilişki kurdukları şeyler hakkında konuşurlar.

İşe insanları ikna etmeye çalışmakla başlamayın. Direneceklerdir.
Çok değerli bir fırsat sunma tutumundan yola çıkın


İnsanlara sizin ürününüzden söz ettirecek nedenleri bulup çıkarmakta size yardım edecek olan şey o ürünün değerinin yaratacağı heyecandır.

Ürününüzde, insanları gerçekten ondan söz etmeye götürecek ilginçliğin ne olduğunu düşünün.

Kuşku ilgiyi artırır: Kuşkunun ve merakın vereceği rahatsızlık insanların ilgisini artırır ve bu konuda kafa yormalarına neden olur. İnsanları gördüğü bir şeyin gerçek olup olmadığı konusunda kuşkuya düşürün; rahatı kaçacak, konuyu araştıracak ve soruşturacaktır.

Sürpriz faktörü ilgi yaratır. İnsanlar karşılaştıkları sürprizler hakkında konuşmayı severler.

“Alerjiden rahatsız olan birisi eczanelerde satılan alerji ürünlerini bilebilir ama bir arkadaşı ona: "sen hiç şu marka ilacı denedin mi?" diye soruncaya kadar o ilacı almak için harekete geçmez. Ama sorulunca hemen satın alır.

Link

Tevfik Dalgıç Ve Asuman Bayrak a teşekkürler

Labels: ,

Thursday, May 03, 2007

İnotrain 5 Modülde Yöneticilik Eğitimimiz Hazır


Bu pazar İnotec Danışmalığın İnotrain Projesi çerçevesindeki görev alan tüm eğitmen adayları toplandık ve hazırladığımız programın 1 günlük bir demosunu yaptık . Ben programın Süreç Yönetimi modülünden sorumluyum . Umarım pazarlama yöneticileri ile ilgili bir eğitim programında da womm ve segment marketing modülünü anlatma şansım olur .

Labels:

Wednesday, May 02, 2007

Womm un Yaygınlaştırılması Konusundaki Çalışmalarımda Yaşadıklarımı Özet Olarak Sizlerle Paylaşmak İstiyorum


Eskişehir’deki ’ Kampüste Marketing ’ konferasına womm konusunda konuşmacı olarak katılma isteğim , programa geç bir zamanda başvuruğum söylenerek kabul edilmedi. Ve womm sunumunu Alper Akcan yaptı . Benim 2 yıldır sadece bu konu üzerinde çalışıyor olmama rağmen , yine programı düzenleyenler Alper Akcan'ı seçtiler.
Konferansın düzenleyici ekibinde Project House dan Cüneyt Devrim olduğunu gördüm . Project House’ un tanıdığım yöneticilerinden Serhat Akkılıç’a katılım için mail yolladım.Kendisinin konferans ile ilgili olmadığını bildirdi.
Daha önce de Mediacatin düzenlediği Womm konferansına katılmak istediğimde , konferansın sorumlusu Pırıl Kadıbeşigil ,’Program % 90 oranında hazır , bu nedenle sizi programa alamayız’ demişti .
Ben Pırıl Hanım’dan ' En azından web sitemin yada blogumun linkini konferansın web sayfasında gösterir misininiz ? ‘ diye ricada bulundum .Buna da sayfamın page rankı düşük olduğu gerekçesi ile izin verilmedi .
‘Eğitimi bir stüdyoda anlatayım ,çekilen görüntüleri dvdye alayım ,eğitimin videosunu konferansa katılan dinleyicilere dağıtayım ‘dedim . Pırıl hanım buna da izin vermedi.
Mediacat’in yöneticisi Pelin Özkan’ a ‘Womm konusunda konferans sonrası bir eğitim talebi olursa , benim bu konuda sorumluluk alabilceğimi ve eğitim vermek istediğimi ‘ söyledim . Sonuçta 3 yabancı konuk gittiğinde konferansa katılanlar nasıl womm yapacakları konusunda desteğe ihtiyaç duyabilirlerdi ve ben 2 seneden fazla bir süredir sadece womm odaklı olarak çalışmalarımı sürdüren bir insandım ,üstüne üstlük İstanbul’da yaşıyordum . Kendisi' Bu konuda birşeyler yapmak için P&G’nin womm projesinin bitmesini beklediklerini ve bu tür bir ihtiyaçlarının olmadığını ' söyledi.
Konferanstan sonra Mediacat’e rakip Marketing Türkiye’yi aradım .Dilerseniz ben Womm konusunda sizin müşterilerinize eğitim verebilirim’ dedim . Onlarda bu konuda hali hazırda kendilerinin bir kişi ile iletişim içinde olduklarını, onu değerlendirmek istediklerini ‘ söylediler .Yetkili kişi womm ile ilgili kişi ile konuştuktan sonra bana döneceğini söyledi , ama hem dönmedi hem de ikinci defa aramama rağmen bana net bir yanıt vermedi.
Eğitişim Kariyer Enstitüsü’nün ' Marketing Being Genius ' isimli ‘ pazarlama eğitimine dahil oldum. Ancak daha sonra eğitime çağrılmadım .Eğitişimin ortaklarından Rıdvan beyle de görüştük konuyu .Oda herkesin bildiği belli başlı markalarda veya çokuluslu şirketlerde çalışanların etkili olduğunu , eğitim alacak insanların cv ye ve eğitimi verecek insanların markasının pazarlama alanında tanınmış markalardan biri olmasına dikkat ettiklerini söyledi . Oradan da insanlara ulaşma imkanı bulamıyorum
Web siteme eğitim başvurusu yapabileceğiniz bir bölüm var. Ama henüz etkin olarak kullanılmıyor
Bloguma 70. womm örneğini yazıyorum ama hala yazılan toplam yorum sayısı 10 u geçmiş değil .

Bu sıkıntılı süreçte bana link veren Zeynep Özata , Ardakutsal , Pazarlamaca bloggerlarını asla unutmayacağım .Eğitişim'den Yeliz Kum'a , Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden Gülden Asugman’a ,Teknik olarak yardımları nedeniyle Arda Kutsal ve Arzu Cihangir e yardımlarından ötürü teşekkürü bir borç bilirim .
Womm konusundaki 70. yazımı kendi durumumu anlatmak için yazıyorum . 69 mesajı yazmaya zaman ayırarak sizlerin wommu inanmasını sağlamak benden , benim kendim için yazdığı bir mesajı okumak sizden olsun, saolun .sizleri seviyorum , yorum bırakmasanızda , ziyaretiniz bile benim icin mutluluk arkadaşlar .Vaktinizin az olduğunu ve yapacak çok işiniz olduğunu biliyorum .Sağlık olsun Allah gönül zenginliği versin cümlemize .

Hüseyin'in eleştirisi ile yardim ve tavsiye talebimi siliyorum .Sadece womm un yaygınlaştırılması amacıyla çıktığım yolculukta , içinde bulundugum son durumu sizlerle paylaşma isteği olarak değiştiriyorum . Aşağıdaki istek iptal :)
(İptal ettim : Sizce ne yapmam gerekli ? İnsanlara erişebilmek ,wommu anlatabilmek ve wommu uygulayarak başarılı olmanızı sağlayabilmek için )




Labels: ,


 

View My Stats